ENGEBELİ DÜZLÜK

gördüm sisli bir dağ yolunda

yürüdüğü patika
bağlamada bir tel
adımının her notasında
hükümetlerin saltanatını türkülerin yıktığı

dudakları öpülmemiş sözcükler tapınağı

yatırmış ateşi örse
örselediği dumanla örülen ki bir bulut olup da göğe
ilave yol güz düzlüğü
rüzgarların uğuldadığı

uzağıyla yakını dolaşık birbirine

durgun sulara yol verdiği parmak uçlarında
bir şüphe taşırdı
taşardı arkını tanrıya gecikmeli her dua
sesli harflerin azınlığa düştüğü bir dilde

geçti hayatının geri kalanını çıplak ayakla

engebeli bir bakışı vardı
dört mevsiminden biri üçüne kuzey
ötesi bir hiçliğin İç Anadolu’su
kadim kayalıkların kadehinde şavkıyordu Ay

Murat Yazıcı

Similar Posts

  • Sevgili Antakya

    Sevgili Antakya, 1988 yılı, aylardan Şubat Antakya’ya, Antakya Lisesine stajyer edebiyat öğretmeni olarak atanmıştım. Hiç bilmediğim bir coğrafyaya gidiyordum, bir Egeli olarak. Olsun tanıyacaktım oraları. Hizmet değil mi bu! Mesleğimi yapacaktım. Ben öğretmendim. Ülkemin neresinde olsa çalışabilirdim. Üstelik burası şehir merkeziydi.Şehre, ilk kez girdiğimde ne yalan söyleyeyim; “Halep”, “Laskiye” yazılı sarı levhalar beni ürkütmüştü. Sanki…

  • Aşk ve Tuz

    Düşerken birer birer köyleri şehirlerimizinKaranlık da çöküyordu halkımızın üzerineAğır ağır sinsi bir düşman ki onlarDüşmanıydı zaten insanca bir yaşamın İlkyazın üstüne örtülmüştü ölümünSessiz karanlık soğuk peleriniKefen bezi gibi kehaneti olarak yaşamımızın Kaybediyorduk birer birer evlerimiziArkadaşlarımızı dostlarımızı ailemiziElimizden alıyordu onları zalimce tek bir zihniyetKibir kusan dudakları üstünlük naraları ileKüçümseyerek yok sayarak inkâr ederekVarlığımızıVarlığımızıVarlığımızıGeleceği katlediyorlardı insanlığımız ile…

  • Dünyayla

    Dünyayla kafama vurdularSenin olmadığın zamanlardıÇocuk yüzlerinden ışığı çalarlarken yakaladımBir okyanus içimde parçalandı Kınına girmiş gibi tüm silahlarSütliman gibiyken her şeyİnsanları bir ekmeğin buharında asarlarken gördüm Dünyayla kafama vurdularGünün ilk ışığını zincirleyip götürüyorlardıBuğday taneleri mavi bir urgana sarılıAltın bir çağ durmadan zulüm doğuruyordu Kandan ırmaklar içinde bir uygarlık büyüyorduO kanlı kökleriyle göğüme uzuyordu Sesim,İçimde yırtılan bir…

  • BİR DURUŞU OLMALI İNSANIN

    Karanlık gözüküyorsunYüzüne inmiş akşam!Gülüşün hançerlenmiş gibiBir sevdası olmalı insanın!.. Ruhunu ateş sarmışHâlâ sessizliğini koruyorsun.Gülüp geçiyorsun her şeyeBir duruşu olmalı insanın!.. Düşlerini asmışlar şehrin surlarınaSana ihanet edenleri affediyorsun,Anılarını yağmalayanları bağışlıyorsunKırmızı çizgileri olmalı insanın!.. Tıka basa kinle, nefretle dolu içinKalbin aktif bir volkan gibi!Sanki bütün cinayetler içinde işlenmiş gibi!Tutunacak bir dalı olmalı insanın… Yaraların dikiş tutmuyor artıkÖlüme…

  • SEN DE GİTME BABAM

    “Başıboş felaket gülü ve altın renkli krizantem çiçeği, sonbahar bahçelerine yine matemini dökmüştür.” – Ahmet Haşim / Hazan Şiiri Yorgunsun,Hem de öyle yorgunsun ki…Dünyası başına yıkılmış gibi duruyorsun.Ben ki seve seve gelirdim babamın ayak parmak uçlarına,O bunu istemedi.Onu bir an olsun anlamamışım;Meğer yangın yeriymiş iç âlemi.Babam, burası dünyanın ortası,Sen yoksun… Aramızdaki duvar kederim oluyor. Anlıyorum…

  • MEHMET RÜZGAR’DAN ÖLÜLERE SİTEM

    Ben şimdi size ne söyledim de küsüyorsunuz Kim lamba tutuyor gözlerinize de ölüyorsunuz Sevgili Mehmet Rüzgâr eğitimci kimliğiyle şiire gönül veren üretken, çalışkan bir şair. Şiir yolunda emin adımlarla yürüyor. 2018 yılında Mecnun ve Gri, 2019 yılında Leopar Perde adlı şiir kitaplarından sonra 2020’de Klaros yayınlarında basılan ÖLÜLERE SİTEM adlı şiir kitabını şiirden payını almış…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir