ENGEBELİ DÜZLÜK
gördüm sisli bir dağ yolunda
yürüdüğü patika
bağlamada bir tel
adımının her notasında
hükümetlerin saltanatını türkülerin yıktığı
dudakları öpülmemiş sözcükler tapınağı
yatırmış ateşi örse
örselediği dumanla örülen ki bir bulut olup da göğe
ilave yol güz düzlüğü
rüzgarların uğuldadığı
uzağıyla yakını dolaşık birbirine
durgun sulara yol verdiği parmak uçlarında
bir şüphe taşırdı
taşardı arkını tanrıya gecikmeli her dua
sesli harflerin azınlığa düştüğü bir dilde
geçti hayatının geri kalanını çıplak ayakla
engebeli bir bakışı vardı
dört mevsiminden biri üçüne kuzey
ötesi bir hiçliğin İç Anadolu’su
kadim kayalıkların kadehinde şavkıyordu Ay
Murat Yazıcı