Filistinli Riman, Zeynep Mansuroğlu

Ne bu zulüm bu acımasızlık,
Büyüklerin doyumsuzluğu.
Her şeye sahip olma hırsı.
Yavaş yavaş öldürüyor beni.
Küçücük bedenimle,
En ağır yükü ben taşıyorum,
Dalıp gidiyorum uzaklara,
Bir masal aklıma geliyor.
Günün ışımasıyla erkenden
Okula giden çocuklar.
Bağda bahçede sokak aralarında,
Özgürce korkusuzca oynayan.
Yüzlerinde dondurma pamuk şekeri lekesi,
Ellerinde toplarıyla
Nefes nefese coşkuyla oynuyorlar.
Bomba sesleriyle irkiliyorum.
Her tarafım yıkık.
Bombalar üzerimden sekip gidiyor.
Küçücük bedenimle saklambaç
Oynar gibi bir yerlere saklaniyorum,
Korkuyorum anneme kardeşlerime
Bir şeyler olursa
Küçücük bedenimle bu savaşta
Ne yapabilirim.
Bağırsam sesimi duyan olurmu
Büyüklerimin bencil hırsları
Sona erip sesimi duyabilirlermi.
Ne olur duyun beni
Ben Riman duyun sesimi.
Ölmek istemiyorum yaşamak istiyorum.
Vatanımda sokaklarda özgürce oynamak.
Top sektirip dondurma yemek,
Okula gitmek istiyorum.
Yüzümde bomba izi değil,
Dondurma pamuk şekeri olsun.
Duyun beni ölmek istemiyorum, yaşamak istiyorum.
Bomba tüfek sesi olmasın,
Kuş sesi, çocuk sesi olsun.
Duyun beni ellerinizi,
Çocukların, kadınların üzerinden çekin.
Vatanımda özgürce yaşamak,
Büyümek istiyorum büyümek.
Ölmek değil yaşamak istiyorum.
Duyun sesimi, duyun sesimi,
Ölmek istemiyorum

  1. Sayıdan

Similar Posts

  • Anne: Bir İnsan Değil, Bir Ömürdür, Selinnur Karadeniz

    Hayatta bazı insanların değeri zaman geçtikçe anlaşılır. Çocukken sıradan görünen birçok şeyin aslında büyük bir sevginin sonucu olduğunu büyüdükçe fark ederiz. İşte anneler de böyledir. Küçük yaşlarda varlığına alıştığımız, her zaman yanımızda olacağını düşündüğümüz anneler; aslında hayatımızın en güçlü, en sabırlı ve en fedakâr insanlarıdır.Bir anne sadece çocuk büyütmez. Aynı zamanda bir karakter oluşturur, bir…

  • Kafes, Arif Berberoğlu

    Her yüz bir kayıp ilanı başka bir yüzdemimozalar açmış karşı bahçede ne yazarkirli bir paçavra gerili üstümüze, gök niyetineçürüme inmiş temel demirlerine kadarpaslı ve karanlık bir kafes her pencerebir bodrum katına sıkışmış yaşıyoruzçırpınıyoruz lağım suları içinde Ve fareler, hayatlarından memnunkimi çocuk odasında, şişmiş kitapların üzerindekimi tuşlarında gezinmekte piyanonunfareler, dişlek ve açgözlerimize gözlerimize saldırmaktalargirip çıkmaktalar kıvrımlarına…

  • GELİNCİK GÜLÜŞLÜ DÜNYA, Sevgi Erol Öçal

    Düşler gömülü kıraç topraklaraCivan acıların gelincik gülüşlü dünyasındaAlevler yalaza durur derinlerdeAzgın umarsız aç bulutlardaİsyankar ruhlar çıplak gölgelerin paslı prangasındaAsma bahçelerine yağan aykırı yağmurVahşi fısıltıların ürkek tedirginliğindeUzaklıklar hoyrat tebessümler çıplakCamlara çarpan yaşam soluğu bıçak yarasıİnce mavilikte İnciten rüzgarSisli gecede korkulu düşYürek çarpıntısı gelin bohçasıDüşler gömülü kıraç bozkırlaraCivan acıların gelincik gülüşlü dünyasında… 5. sayıdan

  • SESSİZLİKTEN SONRA, Özlem Vesile Yüncü

    Antakya’mı yırtan bir ışıkgeceyi deldi…ardından —kıyametin sesi:kocaman bir gürültü,göğe savrulan taşlar,dize çöken binalar… Oğlum!Kızım!Yavrum!diye yırtınan analar…“Annem!” diye çığlık çığlığagözyaşında boğulan çocuklar… Bir çığlıkta dondu zaman,bir sessizlikte bitti hayat.Ama bazı çırpınışlar —günlerce sürdü enkaz altında… “Sesimi duyan var mı?”Yooook…yok…yok… Anlayamazsın bu yangını,ailen eksiksizken,ellerin sıcak bir ele dokunurken…Antakya’m,memleketim,toprağımtoprak oldu. Neye üzülür insan önce?Her sabah “günaydın”her akşam “iyi…

  • İki Kardeş, Fatma Gönül Saygılı

    Yüzyıllar önce, toprak henüz insanların ayak izleriyle tanışalı çok olmamışken, Adem ile Havva’nın iki oğlu vardı: Habil ve Kabil. İki kardeş, aynı anne babadan gelmelerine rağmen karakter olarak birbirlerinden oldukça farklıydılar. Habil, yumuşak huylu, vicdanlı ve doğaya yakın bir gençti. Çobanlık yapar, hayvanlarıyla sohbet edercesine vakit geçirirdi. Kabil ise daha sert mizaçlıydı. Toprakla uğraşır, tarlasını…

  • DERİN UYUMAK, Hatice Eğilmez Kaya

    binlerce hayaletdört koldan ısırıyor yaşayanlarıher birinin köpek düşleri uzun mu uzunkalplerinin olması gereken yerdeuzaysı bir bomboşlukağlamaklı kana bulanık tırnakları. bazıları birbirine hayal,kimi de kâbus. içimde deli atlar koşar,kulaklarımdakalabalık ormanların gürültüsü. uyumak sağaltırkanatlarından vurulmuş masal kuşlarını;derin uyumak, derine uyumak… uçsuz bucaksız gece…inadına lacivert deniz. iki kadının ayakları suda;biri yola koyulmuş, öteki bezginhoşça kal mı, yine gel…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir