KADİM KENT ANTAKYA’YA DERİN HOŞGÖRÜ GAZELİ, Nuri Taner

Silpiyus göğe kazınmış güneş topunu yuvarlar Antakya’ya
İlk mızrağı Hızır saplar geceyi dişleri arasında çiğneyen ejdarhaya.

Roma Köprüsü’nün önündeki agora’da köle pazarı kurulur
Halayıklar, cariyeler, ipekler kumaşlar binbir baharatı kente sunulur.

Tarihin derinliğinden gelen ejderha kıvrılır yatağına, orontes adıyla akar
Çevresinde uçuşan martılar çığlıklarla nehrin köpüklü sularına dalıp balık avlar

Kadim kent,Orontes’in eski yatağına kurulan dört mahallesi
“tetrapolis” olarak geçer tarihe, surlarla örülür,çevresi.

Köpüklü,azgın sularda dev nouralar dönerek aşkı mırıldar
Apollon ’dan kaçan bu sesi Nehir Tanrısının kızı Daphne duyar.

Taş kaldırımların ışıklı yollarında demir tekerlekler döner
Roma’nın güzel kızları Silpiyus’un eteğinde her gece danseder.

İpek tüllerin havalandığı Antiacheia akşamları şaraba boğulur
Orontes’in deli dalgalı sularının sesi, gökyüzünde çınlarken durulur

Ey nuri üzülme, hoşgörü, müsamaha, nehr-i maklub-un dalgalarıyla yayılır
Her acının toprağa kanayan yüreği yeniden baş verir,tomurcuklanır.

5. sayıdan

Similar Posts

  • GÜNEYİN ECESİ, Acibe Sıkar

    Uygarlıkların düğümüMedeniyetlerin beşiğisinZamanın ayasında yankılanan melodisinBilgi akımının aydınlığıHoşgörünün öyküsüGüneyin Ece’ sisinAntakya’m…Toprağın tarih ,taşların sevdaların fısıltısıAsi’ ye yansıyan masalsınRüzgarlarınla sohbet eder minarelerAnadolu’ nun ilk ilhamıHabib-i Neccar’daZamanın ötesinde yankılananİnançların zarif sesi.Sessiz duvarlarda sırlar saklayanDünyanın ilk mağara kilisesiMaziyi anlatır.Kervan yollarının hikayelerini taşırÜlkemizin, tarihi uzun çarşısıDar sokakların baharat kokusundaTürkülerini söyler.Dünyada ilk aydınlatılan Herod caddesiKandil gibi aydınlatır karanlığı.İnsan elleriyle, kayalardan,…

  • GÖZLERİN PARLADIĞINDA ANNEM, Sevim Yunus Habip

    Sevim Yunus Habip/11.04.2026/Dublin Yürüdüğüm yollarda, sokaklarda… her yerde kayboluyorum annem.Gözlerim seni arıyor, kulaklarım sessini…Nereye baksam, ne dinlesem, seni bulmaya çalışıyorum.Yurt dışına geldim…Ama sensizlik buradan daha derin, daha sessiz.Sanki aramızdaki mesafe büyüdükçe, özlemim de büyüyor.Seninle konuşmayı özlüyorum, sessini duymayı…Bazen hala duyuyorum sanıyorumannem,bir anlığına yanımdaymışsın gibi…ama elimi uzattığımda,sadece yokluğun kalıyor uçlarımda…bazı yokluklar sadece bir eksiklik değildir; insanın…

  • HACI SÜLEYMAN EFENDİ, Duran Yaşar

    (1855 – 05 Ekim 1923)ÖRNEK BİR DİN ADAMIAnkara Fetvası’na ‘Müderrisinden Hacı Süleyman’ ismiyle imza koyan Hacı Süleyman Efendi 1855’te Nazilli’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Nazilli’de gördü. Yüksek öğrenimi için İstanbul’a gitti. 1880 yılında üstün başarı ile, Nur-u Osmani Medresesi’nden kadı payesiyle mezun oldu.Osmanlı İmparatorluğu XVl. yüzyıla gelinceye dek birçok ülkeleri yönetimi altına almış. Fransa…

  • Uzak, Arif Berberoğlu

    Ben hep güneş giydimBulut giydim çocukluğumdaÖlü bir annenin rahmiydiToprağında kuru bir dal gibi titrediğim ovaOvanın ılgımında sudan atlara binerdimBir bilinmeze bir hayale sürerdim sürerdimHiç varamazdım el ettiğin o cenneteNehir yürüyüşlü sevdiceğim. Masal devi bildiğim günlerdi Deniz Gezmiş’iDenizlerde dolaşan o dervişi…Bir mum gibi bükülürdü muskalı boynumBaktıkça ırmağın karşı kıyısındaKomşu köy okulunda yazı yazan çocuklaraVe yazıda yalınayakAyaklarımın…

  • İSTERSENİZ KAMERA GÖRÜNTÜLERİNE BAKIN!, Yonca Yaşar

    Bırakın beni! Hastanede kalmak istemiyorum. Çözün ellerimi. Çözün diyorum. Yusuf da bağladı ellerimi. Kaçamadım! Kaçamadımmmm! Yine böyle sabaha karşı eve geldiği gece. yine sarhoştu. Boşanmam dedi, Yusuf. -Yusuf artık yok, kızım!, diye seslendi kolunu tutan yaşlı kadın. Başını iki yana sallayarak görevliye mahçup bir bakış fırlattı -Yalvardım, yalvardım… Bırakın beni.. Göz yaşlarına hakim olamadı yaşlı…

  • MEVSİMLERİN BÜYÜSÜ, Zeynep Mansuroğlu

    Yine bir sonbahar günüDışarda hüzün yaprakları.Rüzgarda bir oraya, bir buraya,Dans edercesine savruluyor.Çisil çisil yağıyor yağmurlar,Acı veren duyguları yikarcasina.Hafiften esen, meltem rüzgarı,Umutları, yeniden filizlendiriyorDoğadaki binbir renginHüzünlenen acılar gibiFarklı farklı tonlara bürünüyor.Ağaçlardaki yapraklar,Ayrılmak zorunda olan,İki sevgilinin elleriniYavaş yavaş bırakırcasınaAğaçtan yere dökülüyor.Toprak kucağını açıyor,Bir ananın çocuğuna açması gibi,Kucaklıyor dökülen yaprakları.Bağrında topluyor kış boyu,İlkbaharın gelmesiyle,Yüreğinde, sevgiyle harmanlananRengarenk yapraklarıTaze umutlara…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir