Barış, Gülümser Öğütçü Egüz

Barış her daim,
Pas tutmuş yüreklerde.
Yalan, yanlış yok,
Ağaç sabrı,
Umut ışığı sönmemiş
Her daim yüreklerde.
Yağmur yıkasın,
Rüzgâr sürüklesin.
Sıkıntıyı, acıyı.
Yasemin koksun
Melisa koksun
Hava.
Cümlelerini kırmadan söylesin
Sevgili,
Çöl kurusuna çevirmesin yüzünü,
Coşkulu.
Paranın zinciri
Sarmamış olsun insanları
Uzar gider sarmaşık
Barış sevgilisi
Kaybedilecek ne var ki
Dostlar.
Düşününce…
Giyeceğin sadece tahta elbise.

6. sayıdan

Similar Posts

  • Antakya’m, Nebihe Karasu

    Hasta olur SelevkosDerdine çare ararToplanır hekimler, ulemalarDerler ki çaren nemli rüzgar Bilirkişiler çıkar yolaDağılırlar dört bir kolaKimi gelir en güneyeTanışırlar Orontes’le Nemli ve hoş havasıOlacaktır kralların devasıSevinç içinde dönerlerKrallarına müjdelerler Aacil emir gelirKurulsun güzel şehirOrontes’in üstünde köprüHoş geçsin artık ömrü Babsına bir vefaOlsun adı AntiyoşyaGelişti büyüdüMerkezi oldu Doğunun 3. sayıdan

  • Bellek – Çiçek Festivali, Neslihan Kanuncu Seçkin

    “Yılda bir defa da olsa nergis kokusunu koklayın, çünkü insanın kalbinde öyle bir hal vardır ki onu ancak nergis kokusu giderir” Hz. AliYıllar yılı güzel kokular iyi hissetmek için kullanılmıştır.Pek çok şehirde baharın gelişi davul zurnayla karşılanırdı. Anadolu’da çeşitli festivaller yapılırdı. Çiçek festivalleri bunların başında gelirdi. Hem doğayla kurulan kadim bağın hem de yerel kültür,…

  • Taş Olsa Çatlar, Zehra Öztürk

    Dingin bir dağın eteğindenNasırlı bir çift el çıkardı.Kesti, yonttu, cilaladı.Getirdi kalabalığın, cümbüşün içine.Eminönü, Mısır Çarşısı arası,Bir sokak ötede çiçek pazarı.Sokak arasından sızanDeniz havası olmasa,Orta yerinden çatlardı.Zor alıştı,Ne topuklar geldi geçti.Ne hayatlar aktı.Kimi oturup saatlerce ağladı.Kimi zilzurna sarhoş,Üstünde sabahladı.Kaç sokak kavgasınınSessiz şahidi.Parfüm kokulu topuklar,Vazgeçemediği sevgilisi.İşçinin, emekçinin sadık bekçisi.En yakın sırdaşıKöşedeki dilenci.Çıkmaz sokağın demirbaşı,Alelade bir kaldırım taşı.Gecenin…

  • Her Şey Bitince Toprak Konuşacak, Arif Coşkun

    İncir yapraklarında ışıldıİlk güzelim yazGüneş öpüm öpümDallarda yapraklarda gövdelerde gezindiRenkler ışıklar elendi pul pulDönüp gölgeler ışıklar kesiştiSular bıçak bıçakDallar yapraklar gövdelerGölgeler ışıklar sular anlamlıBağrıma oturdu bıçaklarYaşam sen ne güzelsin kadife tüy görünümünVe doymuşluğunlaVe sen ne güzelsin sevmek sevilmek Anılar sağırAnılar dilsizGök dövümü bir basma giyside anılarToprağın bağrındaBir tutam yeşil otBu yaşama sevinci mutluluğumuzBüyüyen gözbebeklerimizdeDüşten gerçekBir…

  • altı şubat ANTAKYA GÜNCELLEMESİ, Sevim Yunus Habip

    Depremin üçüncü yılında Antakya’dan notlar (Deneme) Şehir çöktüğünde kimse kahraman değildi. Sadece uyanıktık; uykudan değil, hayattan.Binalar düştü çünkü yorulmuşlardı. İnsanlar kaldı çünkü ölmek bile sıraya girmişti. Elektrik gitti. İnternet gitti. Kurumlar sustu.Ama kalp atışı kaldı – kulakta uğuldayan tek sinyal. Üç yıl geçti deniyor; takvimler öyle söylüyor. Oysa Antakya’da zaman, altı Şubat sabahında dizini kırdı…

  • Sokak Şairi, Gazi Yolcu

    Cebimde iki aspirin var gazeteye sarılı,İki çöp kalmış iki öksüz çöp kibritimde,Avucumda üç yağmur tanesiHepsi de kalbinden vurulmuş.Sokaktayım, sokaklar beynim gibi simsiyah,Yapayalnız yaralı…Bu gece ay, elektrik tellerinde boğulmuş. Karanlıkta sisler dolaşır, ben karanlıkta dolaşırım,Kimse bilmez, ben o sabıkalı şairim,Ceketimi bir yarasa gibi usulca geceye asarım.Varsın ıslanayım, rezilce üşüyeyim kimseler görmesin.Cinnetimi anlatacağım,Cinayetimi anlatacağımYemin ettim.Bu sabah kahverengi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir