ANTAKİYE GÖKKUŞAĞI, Aba Müslim Çelik

Çetrefilli renkleriyle içerimde doğarken
ilk dizem Tanrı vergisiydi
ömrü, yoklar uzak sonsuzluğu
iş bu parça kürkik sorularla
hatırlatır sır gibi! Âlem buysa

üç kişiye sade, ah, kahve çocum
yandan çarklı olsun! Şööle
kıvılcım yağmuru çoğaldıkça erenler
Mecliste muhabbet semah döner

Demgahım üst kat yol göstereniymiş neyse
aşmağa eriştim kanatsız o hayalle
gaip âlemi bildirmecesiydi Mevla
“ayıp yahu” dedi, sözü aşağı çekince

uçsuz bucaksız o semavi gölge
oktavsız, incelmiş gülüşlerimizdi
örtüverdim üzerime, ya settar deyi
dalga dalga yükseliyor da arşa
yangın merdiveniymişim meğer

Gülünün Güneşi emzirdiği yolda
kem talih, gücüm tükendi de
Soluğu kavlan ağacı altında aldım ya hû
Bunca bora, tayfunlu taşkala
doldurmuyordu bir fındık kabuğunu
Bile

Ateşin su ile kavuşmasıymış imgeler
Şaire

Similar Posts

  • Vahşet, Fedva Tukan

    Zaman uçup gitti ve beni evdeki gölgemle birlikte baş başa bıraktı.Dünyanın kanunu ve kaderin cilveleri onu darmadağın ettiVarlığımı tutan bir cazibe yok, malımın-mülkümün evde kalmasını sağlayanbir cazibe de yok.Evim bana ev, güven ve istikrar kaynağı da olmadıMalım-mülküm uçup gitti, evim başkalarına mülk olduKoltuk uçtu, masam uçtu ve döner sandalyem de uçtu.Babam yok, annem yok, evde…

  • NEN EYLE IRAZ NEN EYLE, Duran Yaşar

    Anılar insan yaşamında kilometre taşları gibi dururlar. İçlerinde acısı, tatlısı, buruk olanı vardır. Bunlar geçmişten geleceğe armağan gibi taşınırlar. İnsan bir türlü unutamaz. Geçmişte kızıp köpürdüğümüz, hatta kavga ettiğimiz olaylar yıllar sonra gülümsediğimiz birer anıya dönüşürler. Eskidikçe tatlanır, mahzende yıllanmış şaraba dönerler.Belleğime kazınan, çocukluğumun Kürtkızı’nı hiç unutamam. Kürtkızı bizim mahalledendi. Neden Kürtkızı dediklerini sonradan öğrendim….

  • Kıymetli Şehrim, Özlem Yüncü

    Habibi Neccar Camii anlatır tarihi—bir dönem kilise, bir dönem cami…Birliğe, beraberliğe açılan bir kapı,Allah’a uzanan ortak bir yol. Ezan, çan, hazan—aynı gökyüzünde birleşir,aynı kalpte çoğalır. Işıklandırılmış en uzun caddedegeçmişin izleri,bugünün aydınlığıyla buluşur.Taşların dilinde tarih,zamanın içinden geçerekyaşar Kurtuluş Caddesi. Asi Nehri akar güneyden kuzeye,binlerce yılın tanığı gibi.Her kıvrımında bir uygarlık,her dalgasında bir halkın sesi… Sessizce, bereketleakar…

  • Sen İstanbul’dayken, Bahri Loş

    Sen İstanbul’daykenben resimler çizdimGökyüzünü siyaha boyadımVe bulutları hep ağlamaklı yaptım Sen İstanbul’daykendünyaya benzedi bakışlarımVe çocukların gamzesine gölge düşmesin diyeonların yüzlerine hiç bakmadım Sen İstanbul’daykenbozkırın ortasına evler kurdumVe bütün o ayazlara rağmenevlerin bacasından çıkan dumanı hep eksik bıraktım Sen İstanbul’daykenbu şehrin viraneliğini giyinipsahipsiz bir yara gibi sokaklarda dolaştım Sen İstanbul’daykenen güzel mevsimecan çekişen bir dünya gelip…

  • Suskunuz, Asya Akkaya

    Bozulmuş bir çağınŞarkısını tutuyoruzBeyaz yelkenli denizler takıyoruzUzayan suskunluğumuzaKirdi kandı cesettiEğer tutmaz gibi derelerBalıklar bile utanırkenAğlamaz mıydı hiç canilerGözleri taştanElleri demirden miydiKadındık, çocuktuk, ağaçtık ve kediBiz ölürken utandıkSiz öldürürken utanmadınız..

  • ANTAKYA GASTRONOMİSİ VE DEPREM, Fahir Abacı

    Kadim Antakya mutfağını yaşatan giz bir şifre içermektedir. Bu şifreyi içeren mutfak kültürü olmasa Antakya çoktan yok olurdu. Şifre bir gizi içeriyor doğru, bu giz bizi araştırmalara ve bizi bugüne taşıyan sebeplere ulaşmaya zorlayandır. İşte bu giz Sümerlerden günümüze kadar gelebilen ve beş bin yıldır yok olmayan mutfak kültürümüzü içeriyor. Antakya’nın var olmasının mayası mutfağımızdaki…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir