Author: antakya

  • altı şubat ANTAKYA GÜNCELLEMESİ, Sevim Yunus Habip

    Depremin üçüncü yılında Antakya’dan notlar (Deneme) Şehir çöktüğünde kimse kahraman değildi. Sadece uyanıktık; uykudan değil, hayattan.Binalar düştü çünkü yorulmuşlardı. İnsanlar kaldı çünkü ölmek bile sıraya girmişti. Elektrik gitti. İnternet gitti. Kurumlar sustu.Ama kalp atışı kaldı – kulakta uğuldayan tek sinyal. Üç yıl geçti deniyor; takvimler öyle söylüyor. Oysa Antakya’da zaman, altı Şubat sabahında dizini kırdı…

  • BİR TUTAM UMUT, Sevgi Alatoprak

    Hani bir umut vardırdiye başlarsın yola;ya masallarla,ya da gölgesiylearamızdan süzülür. Sonra iner insanın içine,usul usul…Bir çiçek gibi büyür,bir sözcük gibi tutunur hayata.Suskunluğun en koyu yerindebir ışık yakar. Küçük bir sevinçtir bazen;bir çocuğun gülüşü,bir kuşun kanadında kalan rüzgâr.Bazen bir selamdır,bazen unutulmuş bir ses. Ne kadar yorgun olursan ol,düşe kalka yürürkenavucunda saklarsın onu.Çünkü bilirsin:umut, kaybolan her şeyinyeniden…

  • Yeşil Hatayım, Şekip Güzelmansur

    Yeşil Hatay’ım benimSevdiğime yandığım gibiSana yanayım çağdaş Hatay’ımYaylalarında çoban olayım Harbiye’nin buzlu sularındanKana kana içeyim yeşil Hatay’ımReyhanlı’nın yeni şehir suyundaYüzen balığı olayım Hatay’ım Samandağ, Arsuz, Dörtyol’undaMeyvelerini ellerimle toplayayımİskenderun deniz sahilindeUçan martısı olayım Hatay’ım 8. sayıdan

  • SENİ SEVMEK, Fevziye Aşkar

    Seni sevmekYürekteki sesler çığlığa dönseFeryatlar kara geceleri yırtıp geçseÜmitlerim enkaz altında kalsa daSeni sonsuza dek sevmek,Düşlerin en mavisi, en temizidir.Çocukların masumGülüşünde yaşar,Nergis çiçeğinin toprağıGizli öpücüğünde, Özlemin, mistik kokularınİçinden süzülen.Derin ve büyük çağrıdır. Güller baharda açmasaBülbül, dili için dili lal olsaYaslı cadde ve sokaklardaEvsiz, barksız çocuklar koşsa bile,Seni şiirlerde, şarkılardaYaşatmaktır emelim. Karışık duygularını,Yıkık, dökük ama eşsiz…

  • Ben Bir Zeytin Ağacıyım, Feride Ördek

    Ben bir zeytin ağacıyım.Asırlardır yağımda zaman saklı,yaprağımda rüzgârın duası.Bin yıllık bedenimle gölge olurumyorgun güneşe,yaralı insana.Yağım her derde deva,köklerim sabrın kendisi. Ben bir zeytin ağacıyım. Antik çağlardakesilmek idam sayılırdı,bilgeliğim ağaçlara emanet,yaprağım şifa diye anılırdı.Barışı dalımla uzatırdımdünyanın kavgalı yüzüne,sevgi yeşerirdi gölgemde. Ben bir zeytin ağacıyım. Asırlardır toprak beni kucaklar,insan gölgemde uzanırbir anlığına unutur telaşını.Ama şimdiacıma bilmeden kesilirim,yağmalanırım,talanın…

  • MİLENYUM YILINDA ANTAKYA, Saime Siner

    1999 yılının son dakikalarıydı.Kadın ana Asi nehrinin üzerinde durmuş etrafına bakınıyordu. Antakya şehri ışıl,ışıl huzur içinde yeni yılı karşılamaya hazırlanıyordu.Tepeye doğru yükselen mahalle evleri ve kilise ışıklarını yakmış,yeni yıla girmeye hazır görünüyordu. Mahalle sakinleri hırıstiyan vatandaşlar olmalı diye düşündü kadın ana. Antakya şehrini çok fazla tanıdığı söylenemezdi; ancak o an hissettiği huzurlu güvenli bir şehir…

  • Serin Bir Yer, Acibe Sıkar

    bazı kelimelerağır gelir insanabazıları içinkalbin tam ortasına otururve orada dinlenirbu satırlaryük taşımak için değilbırakmak için yazıliçinburada bir serinlik vargölge gibi değilferahlık gibigüneşin yakmadığıama aydınlattığı bir yergözlerini kapatve aceleyi bırakşimdi hiçbir yereyetişmen gerekmiyorzamansana dokunmadanakıyornefesinuzun zamandıİliilk kezkendine yer buluyorbu bir boşluk değilbir açıklıkoradan giriyoriyileşmeunutmakher şeyi silmek değildirbazı şeylersilinmezamaağırlığını bırakırhatıralarcan yakmayı unuturumut iseyüksek sesli bir söz değildiroiçinden tamamdiyebildiğinilk…

  • Anya, Zerrin Keskin

    Alacanın karanlıkla kucaklaştığı bir vakitte, yılgın kirpiklerini araladı. Zihni, akşam mı sabah mı olduğuna karar vermeye çalışırken, dağınık saçlarının arasından kendisine bakan kadınla göz göze geldi. Bakışlarını kaçırarak yataktan kalktı. Ayaklarını kucaklayan terliklerin yerçekimine yenik düşmesine aldırış etmeden dört beş adım attı. El yordamıyla bulduğu düğmeye dokununca, kristallerin tatlı oynaşları ortaya çıktı. İpek sabahlığını üzerine…

  • Barışın Kuyumcuları, Kamil Akdoğan

    Doğrulama gibi bir şansım olmadı ama bulabildiğim bir kaynak Antakyalı şair Arif Coşkun’un doğum günü olduğunu yazıyordu 1 Mart için. Barışa en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda Barışın Kuyumcuları’nı hatırlatmak istedim ben de. Kitabına da adını veren o müthiş şiirinde “barışın kuyumcularına taş yüklemiş kara tren” diyerek ne kadar da zor olduğunu anlatıyordu barışın… Şöyle bir…

  • Bir Şiirin Anlattıkları, Şehnaz İşeri

    “Uygar bir arınmak yoktu hi甓Uygar bir arınmışlık yoktu yok”“Uygar bir arınma yoktu yok”“Kanlı çirkin kirli bir kabuk kalıntısı hep”“Kanlı kirli ve çirkin bu kabuk kalıntısı çağ artığı dünden”“Kanlı kirli bir kabuk kalıntısı yaşatan bu topraklarla” Yazdıklarını okudu kadın bir daha bir daha. Yok Viking çizgi filmindeki Viki gibi parmağını burnuna sürtüp “buldum” diyemedi. “Bir bebek…