GÖĞE SIĞMAYAN İYİLİKLER, Mehmet Öksüz

Ne zaman içimde biri ölse
Gönlümden tonlarca acı kopuyor diyorsun ya
O zaman öleni yaşatmaktan vazgeç!
Ne toprak ne de güneş artık sana hüzünle bakmasın!
Yani demem o ki, yaşarken ölmeyi benimseme
Olduğun yerde her şeyi yarım hatta çeyrek bırakarak çek git!

Kırılmadan, incinmeden rüzgârına yön ver
Geleceğin beyaz perdelerini açarak kır paslı zincirleri
Göm toprağa ruhu ezen türküleri
Yaşamın içindeki doğruyu yanlışı irdeleyerek
Elbet bir gün kavuşurum mavili zamanlara diyerek
Yaptığın iyiliklerin sana misliyle geri döneceğini sakın unutma!

Eşi benzeri olmayan duygular taşıyarak
Alçak gönüllerin sevdasına konarak
Umman bir denizin içinden çıkagelir göğe sığmayan iyilikler.
Bedenin dirhem dirhem harap olmuşsa bile diriltiverir
Gecende ışık, yüzünde güller açtırıverir
İşte bundandır hayata yeniden başlamanın gerekliliği…

Hayata küsmeden üretken insanları varsayarak
Geçmişin izinden zerre kadar ağıtlı eser bırakmadan
Hayata yeniden başlasın yüreğin
Hadi kalk ayağa, ne duruyorsun!

2. sayıdan

Similar Posts

  • Ey Habip Kalbey, Dilek Girgeç

    Bir selam ile girmiştin gönlümeSevgi kelebekleri uçurdun kalbimdePir Sultan’dan Hacı Bektaş’tan hoşgörmeyiYunus’tan Mevlana’dan öğrenmiştik sevmeyi .Ey duygu dünyamın gümrah meşalesiAlnıma dokunan şefkatli dudağının iziTitretmeye yetmişti kalbimin neva telini. Aşkın havarileriydik belki deYeryüzü cehennemine sürülüPey akçesine recm edildi nişanemizDinsizdi yargıların fermanıAtaerkil hiyerarşi kargışladı biziSavurdu mümbit gençliğimiziÖlümü öldürürdü hakikatin mührüAh olsaydı birazcık hoşgörü . “Ne olursan ol…

  • Ahşap Köprü, Hülya Bayındır

    Gökkuşağının görüldüğü yağmur bitimlerinde;Düşler kuranların konakladığı,Ahşap bir köprüyüm ben…Duyarım umutların, umutsuzlukların sesini,Her bir parçam zamanın tanığı,Her bir parçam yürek yanığı…Her bir parçam,Küçük sırların,Büyük özlemlerin sandığı.Hüzünler çöker üstüme yağmurlar dolusu,Uzak hayaller sürtünür yüzüme,Rüzgârın fısıldadığı… Mevsimlere benziyor insanlar;Kimi kış tutar avuçlarında,Kiminin kucağında,Yaz sıcaklığının ışıldayan başağı,Bir yanımda geçmiş, hüzünle süzülen su,Diğer yanımda gelecek, umutla açan bir çiçek…Gıcırdar ruhum…

  • Susmak, Acibe Sıkar

    Yüzünde belirince yılların izi çizgilerZamanın acımasızlığına takılır gözlerinSusarsın.Kulakların duymak istemez her sözüSusarsın.Dilinin altına sığınan sözcüklerGün yüzü görmek istemezSusarsın.Gözlerin sevince ayarlı olsa daİki kaşının arasına pusu kurar acılarSusarsın.Yaşadıkların takılır aklınaSuya çarpan kağıt gibi parçalanır içinSusarsın.Yüreğin daralırAteşin düştüğü yeri yaktığına inanırsınSusarsın…İçine attıkların birikirTaş gibi ağırlaşır hayatYitirir tılsımını sözcüklerSusarsın… 3. sayıdan

  • Belalı, Ali Günay

    “Her insanın içinde cehaletle beslenene bir hayvan, Her hayvanın içinde açlıkla beslenen bir canavar bulunur.” On köylüsüyle birlikte “Allah’ın unuttuğu” bu dağ eteğindeydiler. Yılda birkaç kez Antakya yakınındaki köylerinden yola çıkar, Adana, Mersin, Osmaniye veya Gaziantep civarındaki dağ eteklerine çadırlarını kurup şafakla işe koyulurlardı. Dedelerinden babalarına, babalarından onlara kalıt tek meslekleriydi kireç işçiliği. Eskilerin anlattığına…

  • KERNICTERUS, Özcan Öztürk

    Defne tiz ağlama saksılarında iştahı azalan çocuk parkları ve normalden daha az beslen Pamuk ipliğine tutunan kuvez. Teselli edilemez ağlama mağdurları, disket ve gevşek gövdeye bürünmüş fay hattı…Eksik reflekslere sahip huzurevleri. Baş ve topukların kemeri esnemiş dil bağı. Kontrol edilemeyen görsel hareketler. Küskün okul bahçelerinin salıncağı cezalı. Olağandışı göz hareketlerine bürünmüş nehir yatakları. Ateş nöbetleri…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir