|

KUŞ OLSAM, Zeynep Mansuroğlu

Göklerde kuş olsam,
Uçup gitsem .
Tanımadığım diyarlara
Her mevsim
Özgürce uçabilmek
Engellenmeden gidebilmek
Hayattaki yasaklar olmadan
Özgürce açabilmek
Konacağım yerlere
Gidebilmenin rahatlığını
Mutluluğun tadına varmak
Esaretin, zulmün olmadığı
Sonsuz diyarlara
Özgürce uçabilmek
Savaşların, kötülüklerin
Görülmediği topraklara
Kimsenin kimseye
Şiddet uygulamadığı
Sevgilerin, mutlulukların
Diyarlarına varmak
Umutlarımı yitirmeden
Hayattaki güzellikleri
Yaşayabilme umuduyla
Uçabilmek özgürce

4. sayıdan

Similar Posts

  • ANTAKYA’DA İPEKÇİLİK, Mine Erbek Gökbuket

    1900 yılların ANTAKYASI Ermeni, Rum, Arap Süryaniler ve çeşitli Türk boylarının yerleşkesi bir yer özelliğindedir… Süriye ile sınırdaş olduğu için Arapça Türkçe az da olsa Ermenice dil kullanılan önemli bir tekstil ticareti merkezi olup İklim bakımında bol rüzgarlı kışın sert yazın sıcak bir bölgedir… İnsanları çok çalışkan tutkulu ve rekabetçi. Azınlıkla rarası işbirliği ve sagın…

  • |

    Sapan, Mustafa Özke

    nereyeatabilirbir çocukkartopunugüvenerek bileğine tutunaraktahta kızağınakardane kadarkayabilirsığınarak yüreğine filistinde olsaama olmasa kızağıve bir tutam karı olmasa azığıekmeği yağıduvardan ötedayanağı yani hiç olmasaanasından başkasıcak barınağıılık nefeslenasıl ısınırdıbeton yatağı nasıl yüreğini koyardıcanına dalaşan tankave ne kadar direnirditel örgülü hayatakartopu yerineçakıl taşı atanküçücük elleriyle sahiçocuklarnasıl başkaldırırtek sapanla silaha 6. sayıdan

  • HAZAN YAPRAKLARI, Fatma Gönül Saygılı

    “Ceza almamış ilk suçtan daha cesaret verici hiç bir şey yoktur.” (MARQUİS DE SADE) Yolun kenarlarındaki çitlerin aralarından fışkıran yabani andız otları, yoncalar, bahçelerden sarkan incir ağacının dalları yolu iyice daraltmış, arabalar ağaçlara çarpa çarpa geçiyorlardı. Evin yokuşuna vardığımda yolun üçte birini kaplayan muz ağacı sol cenahta duruyor. Sağlı sollu çalılıklar ve yabani böğürtlenler yolun…

  • ÇIĞLIĞIN SENFONİSİ, Nurdan Öztürk

    Biz hiç beceremedik savaş çocuğu olmayıSessizliğe yirmi dört saat kala, dönen güneSadece merhaba deyip, kararsızlıkların ve belirsiz zamanınBizim denetimimizden çıkmış kara boyutlarında maviye çalanGörüntülerindeBir şarkı suskunluğundaBir bomba atımı zamanlarda uyuyupDüşüncelerimiz de yarını silerek teker teker hayallerimizi söktüklerindeOcağımıza incir ağacı diktiklerindeİnatçı bir inançsızlıkla…… Barışın hayaline hiç bu kadar yaklaşmadık ve ölmedik habersiz. Seslenmediler bize. Yakınlarımızı göremedik….

  • |

    Zalim İsrail Çocuklara Dokunma, Gülizar Atan

    Çocukların, çocukları gömdüğü topraklar yazıyordu Filistinli bir çocuğun fotoğrafında. Çırpınan Filistin. Sumud yolda…“Kararlılık” dı anlamı.Sevgi taşıyordu beraberinde…Kırkdört ülkenin filosuyla,Kararlılıkla çıktı yola. Zalim İsrail ! Çocuktan esir olur mu?Olurmuş. İki erkek çocuk elele titriyor silahlı askerin önünde.Kaderine küsmüş çocuklar. Babaaa! diye haykırıyor, hıçkırıklarla…Babalarını getirin bunların! diyor insanlıktan nasibini almamış İsrailli asker. Sumud yolda.Sevgi ile erzak taşıyor,…

  • Gölgesi Zamanda Saklı, Neval Ogan Balkız

    Oradaydım…Yitik bir hafızadır zaman,Dolaşır sokaklarda soluksuz.Ayak izlerinde arar yaşanmışlığı,gölgesini kaybeden derviş. Görmek için geleceği, geçmişe bakıyorumkör bir baykuşun gözlerinde.Kokusunu arar rüzgar,Sahibini eskitmiş ayakkabıların unutulduğu taş avlularda,çığlık çığlığa dökülür karanlık,ölü gözleridir pencereler.Dönüşü yok terk etmelerin fırlatıldığı kapılar,kapalıdır ardına kadar. Simsiyah bir yağmur yıkar durmadanüst üste yan yana uzanan ölüleri,toprak ıslanmaz, çok dilli dualarla kutsar kendini.Zeytin ağaçlarında…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir