Taş Kalan Kent, Mehmet Karasu
“Yıkıntılar konuşmaz; ama her taşın bir çığlığı vardır.”
Adonis
Bir kent düşün,
duvarları ağlayan—
taşları bile yetim kalmış.
Her molozun altında bir hikâye,
yarım kalmış bir ödev defteri,
kırık bir oyuncak,
adını kimsenin bilmediği bir çocuk.
Okullar sessiz.
Tebeşir tozu artık
kanın rengine karışıyor.
Bir kız çocuğu,
kırık camlardan bakıyor hâlâ:
“Baba,” diyor, “bizi kim kurtaracak?”
Rüzgâr cevap veremiyor.
Çünkü rüzgâr da ölü.
Kadınlar, yıkıntılardan elbise topluyor—
ölülere değil, dirilere giydirebilmek için umudu.
Ama dikiş tutmuyor kumaşlar,
çünkü yürek ellerden daha yorgun.
Ve şehir,
bir ağıtın harfleriyle
kendini toprağa yazıyor:
Gazze…
taş üstünde taş kalmayan bir kelime artık.
6. sayıdan