6 Şubat 2023, Kemal Bayrakçı

Aynı karından doğmasa da insan
acısına yazdı altı şubat sıratını
kristal bir bardak gibi yere düşen evler
toprağa kefenledi yaşamın nabzını

Başı dumanlı bacalar savruldu
kesildi çocuk sesleri okullardan
yaralı bir serçe çırpınışı deldi içimi
kalbimin kanatları divit oldu hayata

Beşik gibi sallandı kapandı yüzü koyun
gece yarısı ezberi bozulan yeryüzü
uykunun kurşun gibi ağır olduğu bir anda
hüznü leke gibi kaldı sabahın yanağında

Hep aynı kuşku gözlerinin haresinde
bakışlarında kötülüğün pusu korkusu
en anlamlı sayfaları koparıldı ömrün
hıçkırığına karışmış yaşamak kokusu.

Derinden kamaştırdı içimi o ani vurgun
içimde şavkı durur çıkamam komasından
gözlerinin gürültüsü bakanın içine dokunur.
çıkaramam umudu kalbimin haritasından.

Hüznümde adın yazılı Urfa Malatya Maraş
mürekkebi yüreğimde sızı gözlerimde yaş
Diyarbakır Antep Hatay Osmaniye Adana
Kilis Adıyaman çığlığın düştü yıkık duvarlara.

3. sayıdan

Similar Posts

  • Yörük Kızı, Duran yaşar

    Haber saati. Çiçeği burnunda bir haberci. Yirmi, yirmi beş yaşlarında var yok. Olay yerinde canlı yayın yapıyor. Olayın geçtiği bir köy evini gösteriyor. “Karşıdaki metruk evi görüyorsunuz sayın seyirciler. İki kuzenin günlerce kapalı tutulduğu ev.” diyor. Haberin gerisini dinle(ye)miyorum. Gencecik, Cumhuriyet çocuğu… “Metruk” ve “kuzen.” Biri Arapça, diğeri Fransızca iki sözcük. Ne acıdır ki, “kuzen”…

  • İÇİNDE BÜYÜYEN DÜNYA AĞRISI, Gülten Doğruyol İncesu

    Şarkılar duyulan yaraları kanatırKalpteki çarpıntıya sesteşRuhtaki çırpınışla eksik kalanBelki de özgürlüğe yol olan sevda… Söz, sözcüklerin dergâhında eğimlidirUçurum ağzında çiçek açsın diyeSabır, kendi sesinde yakılıncaDuvarın sana bakan yüzündeİnsan biraz acılarına,Biraz da sevinçlerine benziyor yaşadıkça. Saksıdaki kokular avlularda tuzlanırkenBir kırlangıç dengiyle yürüyorsunGökyüzüne bakarak…İçinde büyüyen dünya ağrısıEllerin titremiş temmuz sıcağı… İnsan ki en çok inandığı yerden kırılır…

  • Terkedildik, Zeynep Mansuroğlu

    Her taraf yıkıkHerkes bulunduğu yerin yabancısı.Taş moloz, toz her yanımız,Güneş halimize acıyor.İş makineleri vızır vızır,Geçmişimizi , umutlarımızı taşıyor.Birer birer enkaza dönmüş umutları.Döküyor asi nehrinin kenarına.Darmadağın oldu hayatlar.İnsanlar hayata tutunabilmek için,Karıncalar gibi, gece gündüzDurmadan çalışıyorTerkedilmişlik acıEl uzatan yok,Öldünmu kaldın mı soran yok.Herkes bir çıkmazda.Güzelim defne ağacı,Acısından kokusunu saklarZeytin ağacı meyvesini göstermekten çekinir oldu.Kel dağı yüksekte çaresiz…

  • Antakya, Ozan Öztepe

    Baharda geldin bu kenteİnönü Caddesi boyunca adımladınasma yapraklarına sarılı sokaklarınıduraksattı yola akan kokusalaş bir lokantayı kestirdin gözüneen kuytu masasını seçtin Asi’nin izindedurmaksızın yol aldındüz damlı dar sokaklarınasaptın saklanmak içinasi güneşten güneyine ilerledikçe kentintürkü yakankadınlar gördün rengarenk giysileriyleyavaşlamaya başlamıştı zamangüneş renge geldikçe Neccar Camii’nevardın ikindiye yakınyeni boyalı lokmalı parmaklığındaniçeri baktın loş ışıkta;namaza duran iki adam veküçük…

  • Analık Mesleği, Fatma Bilgiç

    Annelik mesleği çok zordur bilinHakkı ödenemez, eşi bulunmaz!Sevgisi her gönle ilaçtır alınHakkı ödenemez, eşi bulunmaz!Ömrünü evlada gönüllü adarSevgisi yücedir Everest kadarDili bal, şerbettir hep mutlu ederHakkı ödenemez, eşi bulunmaz!Karşılıksız sevgi hazine bizeAnneyi anlatmak sığar mı sözeRabbim koru onu gelmesin gözeHakkı ödenemez, eşi bulunmaz!Evladı yuvası asıl işidirYokluğa düştü mü bulgur aşıdırEvladı hastaysa onun kışıdırHakkı ödenemez, eşi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir