Antakya, Ozan Öztepe

Baharda geldin bu kente
İnönü Caddesi boyunca adımladın
asma yapraklarına sarılı sokaklarını
duraksattı yola akan koku
salaş bir lokantayı kestirdin gözüne
en kuytu masasını seçtin

Asi’nin izinde
durmaksızın yol aldın
düz damlı dar sokaklarına
saptın saklanmak için
asi güneşten

güneyine ilerledikçe kentin
türkü yakan
kadınlar gördün rengarenk giysileriyle
yavaşlamaya başlamıştı zaman
güneş renge geldikçe

Neccar Camii’ne
vardın ikindiye yakın
yeni boyalı lokmalı parmaklığından
içeri baktın loş ışıkta;
namaza duran iki adam ve
küçük bir çocuk belirdi
berisinde mahfilin

Oyundaydı çocuk
iki ucundan yakalayıp sıkıca
takkesini uzun boylu adamın
tırmanmıştı yavaşça omuzlarına
yere yuvarlanmıştı ansızın
secdeye varınca adam
kahkahaları çınlatmıştı
tarihi kubbeyi,
çocuğun…

Sınırındasın kentin,
kendi
sınırında…
kime sorsalar adın bir olasılık
sokakları
ıslatıyor terin

8. sayıdan

Similar Posts

  • Serap, Bilsen Başaran

    sarp yamaçlardan süzülerek indirenömrümüzün sırtındaki kanattır anneömre uzun bir umut sesi düşer babalardanuykulu anımızdaki öpücüğe saklanan. ana olmak emektirtartısız vermek dorukça sevmek su üstünde yürümektirbile bile bir dehlize girip sorgusuz ilerlemektirhayatın günlerini saçlarıyla karadan ak’a[süpürebilmektirverdikçe büyümektiriki olmak üç olmak dörtlenmektirana olmak sorgusuzca parçalara bölünmektir-kim bilmez-arkaya bakmadan döküp emeklerini boşluğadelik ceplerle çekip gitmektir şifacı kadınların parmaklarıdır…

  • SÖYLEŞİ 1 – NEBİHE KARASU – NİHAN BAYINDIR

    1* YAZMA YOLCULUĞUNUZUN DÖNÜM NOKTASI NEYDİ?Yazmaya başladığınız ilk anı hatırlıyor musunuz? O dönemde sizi harekete geçiren duygu, olay ya da kişi neydi?Küçüklüğümden beri mektup yazmaya derin bir sevgi besledim. Kimi zaman yazacak bir dost aradım, kimi zaman içimden taşanları kâğıda döktüm. Başlangıçta iki üç sayfayla başlayan bu mektuplar, zamanla sekiz on sayfayı buldu. Kelimelerle kurduğum…

  • Tanıksın Yeryüzü, Hasan Çapik

    yürek teknesindeneler yoğurmadımtanıksın yeryüzü bilinmezliğindebir yolculukmuş yaşamne bir formül ne bir harita vardığın yer, başlangıç!bir başınasın herkes kadarmatruşka öyküler diyarında hazır mıydı öykülerbir tanrının belleğindesenin için yazılmış sanmıyorum! ki yazıizini sürer olanlarındaldırıp düş deryasına “yaralı ve yayvan yürümektedir yaşam “ *tuttum dikenleri arsız ve pek bol gövdesindenkoklamak için bir gülü, bir gülü binbir hazla çünkü…

  • Zarf, Gülnaz Kavvas

    Alevler arasında çaresizce bir bu yana bir o yana döndü. Birden önüne açılan uçsuz bucaksız yolu gördü ve hızlıca koşmaya başladı. Yolun sonuna geldiğinde mavi ışıklı ok başka yönü gösterdi. Arkasına baktı. Alevlerin onunla yarışırcasına peşinden hızla ilerlediğini gördü. Ok yönünde nefes nefese koşmaya devam. Yol bitiyor bir ok daha, nereye kadar derken kulakları delen…

  • Köklerime Dönüş, Acibe Sıkar

    Bir kıyıydın,Ben sana çarpan sabırsız bir dalga.Aynı taşa yazıldım durmadan,Sen hep suyun suskunluğu. Bir yangındım,Rüzgârlara bırakılmış.Sana değdikçe kor oldum,Sen serin bir gölge. Oysa ben tohumdum,Toprağın gizli cebine bırakılmış.Yağmur duamdı,Rüzgâr adımı bilmeden geçti. Köklerim karanlıkta konuştu,Gövdem sessizce kalınlaştı.Beni kimse görmedi;Büyümek zaten görünmez. Gece gibi,Bir gövdeye sarıldım.Kök olmak isterkenYaprak gibi savruldum. Ben bağ aradım,Sen mevsimden kopmuşYalnız bir…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir