ANTAKYA’DAN AALEN’E GÖNÜL KÖPRÜSÜ

Almanya’nın sakin ve güzel şehirlerinden biri olan Aalen, Antakya için sadece bir “kardeş şehir” değil; aynı zamanda umudun, dayanışmanın ve kültür-sanat bağlarının da buluştuğu bir dostluk köprüsü olmuştur her zaman.

6 Şubat 2023 sabahı, Antakya’nın sarsılan taştan sokaklarında, minarelerin ve kilise çanlarının çığlığında büyük bir yükün altında kalmıştı tarih ve insanlık. O gün Antakya’nın yaraları derindi, öyle ki sadece taşlarla değil, öykülerle, anılarla ve yüzlerce yıllık kültürle birlikte sarsılmıştı. O günden bugüne, dayanışma, sevgi ve yardımlaşma bu yıkılan şehrin yeniden ayağa kalkmasına küçük ama anlamlı tuğlalar ekledi.

Bizler, kültür ve sanatın iyileştirici gücüne inanan insanlar olarak Aalen’de bir araya geldik. Burada, Antakya’nın sesi olduk, yüksek ve umut dolu bir nefes gibi. Aalen’in sıcak karşılaması, kalplerini bize ve Antakya’ya açmış insanları, bu buluşmayı sadece bir etkinlik değil, bir şehirden şehre giden kocaman bir yürek yolu haline getirdi.

Toplantının ilk gününde kitaplarımızı tanıttık. Antakya’nın tüm rüzgarlarını, tüm renklerini ve tüm kültür zenginliğini anlatan sayfalar; burada, gurbetteki Antakyalıların ve dostların ilgisiyle dolup taştı. Deprem sonrası yapılan sanatsal çalışmalar, yaraların bir nebze olsun sarılmasına vesile olan projeler, herkesin gözlerindeki o derin duyarlılıkla karşılandı.

En çok ilgiyi sınırlı sayıda götürebildiğimiz “Çok Dualı Kent Antakya Kültür Sanat Dergisi” gördü. Dergimizin sayfalarında Antakya’nın tarih kokan hanlarından, Asi Nehri’nin hüzünlü ama duru akışına; dağlarındaki zeytin ağaçlarından, taşlara kazınan efsanelerine kadar her şey vardı. Ve insanlar burada sadece bir dergi görmediler; onlar Antakya’yı gördüler, hissedip özlemle kucakladılar.

Deprem sonrası yazılanlar da büyük bir ilgiyle okundu. Her kelime, her satır, Antakya’nın önce yükselen, sonra susan ama asla ölmeyen nefesiydi. Bizim burada yaptığımız şey sadece kelimeleri anlatmak değil; bir şehrin yeniden ayağa kalkışını, umudun yeniden filizlenmesini duyurmaktı.

Ve Antakyalılar… Hangi köşede olursa olsunlar, kalplerinde hep o tarih, o medeniyet ve o şehrin hasreti var. Burada bir kez daha gördük ki Antakya, sadece bir coğrafyanın adı değil. Antakya, bir yaşam biçimi, bir kültür mozaiği ve bir medeniyet rüzgarı. Biz nereye gidersek gidelim, o mozaik bizimle geliyor, dualarla, hikâyelerle ve sanatın büyülü diliyle yaşıyor.

Aalen’deki bu küçük ama büyük buluşma, bize yeniden hatırlattı ki, kültür ve sanat sınırları ortadan kaldırıyor, yürekler arasına köprüler kuruyor. Antakya’yı anlatmaya, bu kadim şehrin tüm renklerini dünyaya tanıtmaya devam edeceğiz. Biliyoruz ki, biz anlattıkça Antakya yeniden canlanacak, özlenen o barış dolu sesiyle yeniden konuşacak.

Antakya, sen nerede olursan ol; biz seni kalbimizde taşıyoruz. İnanıyoruz ki güzel yarınlar, bu dayanışmanın ve sevginin üzerine inşa edilecek.

Teşekkürler Aalen, teşekkürler dostluk, sevgi ve umudu büyüten herkese. Antakya’nın sesi her çağrıldığında biz buradayız, birlikteyiz.

Sayı 2’den

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir