KARANLIK MI, AYDINLIK MI, Süleyman Günay

Sen gönderdin
Karanlık mı ? Aydınlık mı ?

Aydınlık mıdır ruhumu zincirleyen?
Karanlık mıdır ruhuma ebedi veren?
Aydınlık karanlıktan daha karanlıksa,
Söyle bana kime inanayım ya hak!
Karanlık mı, aydınlık mı?

İzzetüikramın mıdır yaratanım bu cehalet!
Nedir günahım? Söyle! bitsin bu eziyet!
Hak mıdır bu hayatı bize reva görenlere sükutun?
Karanlıklar alsa da canımı saf aydınlığa doğsam.
Karanlık mı, aydınlık mı?

Konuş! Ey “Adalet” susma konuş!
Konuş ki bu gafiller ahlakınla terbiyelensin,
Konuş ki istikbalin umut güneşi yeniden doğsun,
Konuş ki ışığın insin “Karanlığa hizmet eden aydınlığa”
Karanlık mı,aydınlık mı?

Haykır “Ey Nas” susma, susturulma!
Sükutunuz neye? Korkunuz kime?
Sana korku yakışır mı? Sana susmak yakışır mı?
Ey yüce Ataların oğlu! Kalk ve aydınlat şu lekelenmiş aydınlığı!
Karanlık mı, aydınlık mı?

3. sayıdan

Similar Posts

  • Kül Kokulu Aksanımla, Murat Boğurucu

    Böyle kedersiz, inançla doldurulmuş bir ağızlaKül kokulu aksanımla öpemedim sıcak yağmurunu memleketimin.Çöl oluyor bütün kentler kuruyor ağzımdaki sevinçSusunca yüzümü içimde bir damla su kalmaz. Yazıyı öğrendiğim defterimdi hamal gibi taşıdığım hayal reçetesiGençliğimin neşesi jiletlenmiş kavgalı bir okul çıkışında,Sosyolojik ıstıraplarla bütlerine kaldığım a-kıllı hocalar,Bağırdığım her yokuştur şimdi burda içimde durmakta. Aşkın cam kenarına oysa hiç oturmadım,Ölümün…

  • Tanıksın Yeryüzü, Hasan Çapik

    yürek teknesindeneler yoğurmadımtanıksın yeryüzü bilinmezliğindebir yolculukmuş yaşamne bir formül ne bir harita vardığın yer, başlangıç!bir başınasın herkes kadarmatruşka öyküler diyarında hazır mıydı öykülerbir tanrının belleğindesenin için yazılmış sanmıyorum! ki yazıizini sürer olanlarındaldırıp düş deryasına “yaralı ve yayvan yürümektedir yaşam “ *tuttum dikenleri arsız ve pek bol gövdesindenkoklamak için bir gülü, bir gülü binbir hazla çünkü…

  • ANTAKYA’YA AĞIT, Fedva Çalışkan

    Şiirlerin en güzeliyle seslenmek isterim sana,Ve bilirim, o şiirlerin sebebi sensin…Sen, Antakya’m! Güneş her sabah yeniden doğarkenSeninle nefes almak ne büyük lütuf…Her yeni günde seninle var olmakToprağına, suyuna, kokuna karışmak—Şükürler etsem her sabah,Yine de yetmez… Anlatmalıyım seni,Yine, yeniden…Ama nereden başlasam,Nasıl anlatsam seni? Tarihinden mi söz etsem önce,Yoksa eşi benzeri olmayan dokundan mı?Bin yılların yankısı çınlıyor…

  • |

    Kapı, Meral Kutluğ

    Gözlerini açtı. Hiçbir şey göremiyor gibiydi; elleriyle ovuşturdu, göz kapakları sarkık ve buruşuktu. Hava henüz aydınlanmamıştı. Başucundaki komodinin üzerinde, ilaç kutularının yanında duran, kalın camlı gözlüğü taktı. Zorlukla doğrulup bacaklarını aşağıya sarkıttı. Ayakları iri ve sıskaydı. Parmakları uzun ve çirkin görünüyordu. Eskiden de böyle miydi acaba? diye geçirdi aklından. Bu çirkin ayakları görmemek için mümkün…

  • |

    YAZAR BİRNUR ŞENER, Duran Yaşar

    (14.12.1947 – 25.05.2024) Birnur sekiz yaşındadır. Ağrıyan dişini çektirmek için götürüldüğü Gavez Dayı’nın berber dükkanında büyüklerin konuşmalarını dinler. Berberdeki büyüklerden Mustafa Dayı’nın konuşmasına kulak kesilir. Mustafa Dayı: “Size yeni bir haberim var. Burdur’umuzun Akçaköyü’nden bir yazar çıkmış. Kitap yazmış. Çok akıllıymış.” “Duyduk” der Yakup Dayı. Aklı zarara, ziyana işlermiş. Ağalara beylere çatarmış.” Bir başkası: “Orasını…

  • |

    SUSKUNLUĞUM, Aysel Çınar Demirci

    Ey dört mevsimin bahar olduğu yıllarEy dağlarımın menekşe nergis kekik kokularıEy ruhumun baş eğmeyen yıldızlarıEy gecede AyGündüzde GüneşEy yüreğimdeki aşkEzan sesleriÇan sesleriVe ey şanlı Bayrağım Ve işteGökkuşağı rengi Hatay’ım. Ey sofularEy hacı efendilerÖmrümün kanayan yaralarıEy her yanımı sırılsıklam yapanRengi mor a çalankan kırmızı iyileşmeyen yaralarım.Ey sol kaburgamın altındareşit olmayan cimcime kızlarVe bir solukta alınan taze…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir