Dergi Yazıları

  • Sen İstanbul’dayken, Bahri Loş

    Sen İstanbul’daykenben resimler çizdimGökyüzünü siyaha boyadımVe bulutları hep ağlamaklı yaptım Sen İstanbul’daykendünyaya benzedi bakışlarımVe çocukların gamzesine gölge düşmesin diyeonların yüzlerine hiç bakmadım Sen İstanbul’daykenbozkırın ortasına evler kurdumVe bütün o ayazlara rağmenevlerin bacasından çıkan dumanı hep eksik bıraktım Sen İstanbul’daykenbu şehrin viraneliğini giyinipsahipsiz bir yara gibi sokaklarda dolaştım Sen İstanbul’daykenen güzel mevsimecan çekişen bir dünya gelip…

  • DERİN UYUMAK, Hatice Eğilmez Kaya

    binlerce hayaletdört koldan ısırıyor yaşayanlarıher birinin köpek düşleri uzun mu uzunkalplerinin olması gereken yerdeuzaysı bir bomboşlukağlamaklı kana bulanık tırnakları. bazıları birbirine hayal,kimi de kâbus. içimde deli atlar koşar,kulaklarımdakalabalık ormanların gürültüsü. uyumak sağaltırkanatlarından vurulmuş masal kuşlarını;derin uyumak, derine uyumak… uçsuz bucaksız gece…inadına lacivert deniz. iki kadının ayakları suda;biri yola koyulmuş, öteki bezginhoşça kal mı, yine gel…

  • DAR ZAMANLARIN MEVHİBE ISISI, Selamet Bağcı

    Dar zamanların keskin bıçakları vardır. Köklü kültürümüzün büyülü ruhu ile yaşadığımız anın gerçek dokusu arasında onulmaz delikler açar. Öyle boşluktur ki açılan, düşünce dağlarımızın zirvelerinde biriktirdiğimiz ne varsa önce onlar, yüce değerlerimiz, mesken tuttuğumuz dorukların efsanesiyle birlikte bir çığ büyüklüğünde ruhumuzdan kopar, sonra da anılarımızdan silinirler. Biz de daha bir yenilir ve kapılırız gediklerin aç…

  • HATAY GASTRONOMİSİNİ NE KADAR TANIYORUZ Kİ TANITABİLELİM, Fahir Abacı

    HATAY GASTRONOMİSİNİ NE KADARTANIYORUZ Kİ TANITABİLELİM Hatay Gastronomisini analiz etmek için sırayla doğru adımlarla ilerlememiz şart. O zaman Gastronomi ve Gastronomi Turizmi nedir? Bu tanımlara değinerek yazımızın amacına doğru yol alalım. GASTRONOMİ: yemekten anlama, yemek bilimi, iyi yemek sanatı diyebiliriz.Gastronominin sadece yemek yapmak ya da yemek yeme olarak anlaşılmaması gerekir. “Gastronomiyi bir kültür, bir sanat…

  • Aşkın Gülüşü, Leyla Şahin

    işte sana geliyorumyumuşakbaşlı rüzgarların kanatlarında bir yer bul banasuyun ışıltılı sesleri aksın bir yanımızdan,bir yanımızı defneler sarsın…demir kollarının yumuşaklığında uyanayım sabahlarızeytin ağacının gözlerinde büyürken bir çekirdeksenin olayım. sakızağacının kokularına bürünsün saçlarımızdiri gövdemiz yürüsün kuşlara doğruunutulmuş şarkılar bulsun…gülüşün badem ağacının çiçek açmış dallarıölümü alsın elimizden. bir gemi getirdim kapına: birlikte gidelim.sen içli, uzun geceli kadınlar için…

  • Uzak, Arif Berberoğlu

    Ben hep güneş giydimBulut giydim çocukluğumdaÖlü bir annenin rahmiydiToprağında kuru bir dal gibi titrediğim ovaOvanın ılgımında sudan atlara binerdimBir bilinmeze bir hayale sürerdim sürerdimHiç varamazdım el ettiğin o cenneteNehir yürüyüşlü sevdiceğim. Masal devi bildiğim günlerdi Deniz Gezmiş’iDenizlerde dolaşan o dervişi…Bir mum gibi bükülürdü muskalı boynumBaktıkça ırmağın karşı kıyısındaKomşu köy okulunda yazı yazan çocuklaraVe yazıda yalınayakAyaklarımın…

  • ANTAKYA’DA ÜÇ BAHAR, Duran Yaşar

    Osmaniyeli bir ozan, “Dört mevsimde dört bahar: İlkbahar, yazbahar, güzbahar, kışbahar… Yalnız Osmaniye’de var” demiş.Bizim Antakya’da da dört mevsimde üç bahar var: İlkbahar, yazbahar, kışbahar…Şubat gelmeye görsün. Antakya’da baharın ucu göründü demektir. Gün yüzünü gösterir artık. Habibi Neccar’ın yamaçlarında çiğdemler toprağı deler; zahterler filiz verir. “Şubatta yağan yağmur, esen yele yetmez” deseler de yağışlar sağanağa…

  • Bir Yudum Aşk, Nevra çağlayan

    Kirpiğimden hiç düşmeyenBir damla yaş seni aldıYüreğimde sakladığımBir yudum aşk bende kaldı. Söylenmemiş sözüm vardıDuygularda özüm vardıBelki bende çözüm vardıBir damla yaş seni aldıBir yudum aşk bende kaldı. Masallarda iz aradımAnılarda biz aradımYandım yine köz aradımBir damla yaş seni aldıBir yudum aşk bende kaldı. Umutlardı beklediğimGönüllere eklediğimSevgilere denklediğimBir damla yaş seni aldıBir yudum aşk bende…

  • ANTİOHİYA CORC SUADİOĞLU

    MÖ 300 civarında Büyük İskender’in komutanlarından SELEUCUS NİCATOR tarafından kurulduğu bilinen bir Şehir olduğu bilinmektedir. SİLPİUS DAĞI (Habibi Neccar Dağı) kenarında kurulmuş olup tam ortasından ASİ NEHRİ geçmektedir.BÜYÜK ROMA İMPARATORLUĞUNUN üçüncü, dünyanın dördüncü büyük Şehridir. Bu Coğrafyanın büyüsüne kapılan Uygarlıklar KALKOLİTİK (MÖ 5000-4000) çağlardan başlıyarak bu bölgede çeşitli medeniyetler kurmuşlardır. Gelip geçen bu uygarlıklar daha…

  • Seni Seviyorum Ya, Nuri taner

    1-güneş nerede gecelemiş,hala sendeliyor sıcaklığı.yakamozlar: “şaraptandır!” diyorlar,denizin merdivenlerinden belli. gece camlara bulut çekilmiş,yüzünün parlaklığıondandır ayın. deniz bir ağıta durur,yorgun saatte.telaştadır,kumlar, çakıllar. şimdi, denizin kristal sarayındanyorgunluk taşımadalarak göğüslü martılar. denizde,kağıt gemiler gibi sıralanırlartuzlu suyun uykusuna. kim üşürse döndürsün gözlerinigöğsümde gülümseyen yüreğe.sözcükleşen seslerin dansını duyacaksol mememin altından. 2.begonya,menekşe,sardunya. bu üç çiçek yetmez mi? seni seviyorum ya! 2….