Ecmed, Zeynep Mansuroğlu

Üşüyordu narin bedeni,
Elleri tir tir titriyordu.
Gözleri annesini aradı,
Yıkıntıların arasında yalnızdı.
Daha dün gibi, evi vardı,
Annesi, babası, kardeşleri,
Aynı sofrada soba başında,
Mutlu bir yuvası vardı.
Komşu çocuklarıyla top koşturup,
Seksek oynadığı sokaklar
Savaş alanına dönmüştü.
Anne, baba, ölmüş.
Kardeşler dağılmıştı.
Ecmed bomba seslerinden,
Çok ama çok korkardı.
Yalnız kalınca daha da korkar oldu.
Günlerdir aç, sussuzdu.
Yorgun, harap bitap düşmüştü.
Yemek dağıtılan kampa ulaştı,
Geç kaldığı için yemek kalmamıştı.
İzdihamda yere dökülen,
Fasulye taneleri gözüne ilişti,
Kumların arasından ayıkladı.
Bir avuç da olsa günler sonra,
Midesine yemek girecekti.
Üşüyen titrek elleriyle,
Sımsıkı tutmuştu fasulye tanelerini.
Bomba sesleri ile herkes kaçışmaya başladı,
Ecmed ağzında çiğnediği lokmasıyla
Gözyaşı içinde koştu.
En yakın yıkıntıya sığındı.
Ağlıyordu, üşüyordu, korkuyordu.
Savaşın acımasızlığı
Onun gibi binlerce çocuğu,
Evsiz, barksız
Yetim, yaralı, sakat bırakmıştı.
Gülümseme yerine yüzlerinde
Korku ve gözyaşı vardı.
Şanslı olanlar atılan ilk bombayla
Oracıkta ölenler miydi?
Kader mi, suç mu,
Ecmed ve diğer masum çocukların yaşadığı.

6. sayıdan

Similar Posts

  • YERLE BİR OLAN DÜŞLER, Yılmaz Güzel

    Bir portakal çiçeği gibi açıyorsa duygular,Sar sarmala yüreğini, çok değerlidir bunlar.Hayat dediğin nedir ki, anlamı ne yaşamın?Her günün bitişiyle uyuyup, yeni güne uyanmanın.Kaç kez daha atacak kalbimiz,Ne kadar daha soluyacağız havasını bu dünyanın,Kaç çiçek koklayacağız daha,Kaç kahkaha atacağız ağız dolusu,Kim bilir kaç defa daha sızlayacak kalbimiz,Kaç kere bir çocuğun ağlayışına üzüleceğiz?Bunu hiç birimiz bilemeyiz.Bazen kaybolur…

  • Ben Filistin, Gazi Yolcu

    Ben Filistin…Gökyüzünü hep gece görürNapalm bombasından kömürleşmiş gözlerim. Ben Filistin…Doksan yaşında bir ihtiyar,18’inde bir genç,Yeni doğmuş bir bebeğim.Yıkıntılar arasında arar durur oyuncağınıEnkaz kalıntısı ellerim. Ben Filistin…Her dakika yanar, her saniye erir bedenim.Yeter, son bulsun artıkRahat koltuklarınızdan izlediğinizMelodramlar, ajitasyon yalanları.Ben dize gelmez gerçek bir trajediyim!Sussun bütün beşerî ve süslü kelimeleriniz.Yeter!Duyulsun tarih kadar gerçek sözlerim. Ben Filistin…Anasıyım…

  • Bir Asi’nin Hikayesi, Mithat Çolak

    Insanlar yüzyıllardır beni ters akan bir nehir olarak biliyor. Bana bu adın verilmesi Lübnan’ın asi topraklarında dogdugumdandir belki de. Binlerce yıldır duyduklarimi ve gördüklerimi taşırım bagrimda. Hafızam bu toprakların cagildayan hatiralaridir adeta. Sayısız zamandır yaşam vermişim toprağa.Hayat tasimisim insanlara.Sorgusuz beslemisim insanları. Hele de beni sarıp sarmalamis olan kadim sehrimi.Habibi Neccar’ın seyretmeye doyamadigi Antakya ‘yı. Şehir,…

  • ARTANKARA’DA ANTAKYALI RESSAMLAR

    Bu yıl 11’incisi düzenlenen Artankara Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı 20-23 Şubat 2025 tarihleri arasında Ankara’da ATO Congresium Kongre ve Sergi Merkezi’nde idi. Ancak son gününe katılabildiğim fuarda Antakyalı iki güzide ressamın müthiş eserlerini görme şansım oldu. Canseven Bahçeci ve Esra Sönmez buram buram Antakya kokan resimlerle katılmışlardı fuara. Öyle ilginç bir durumdu ki her iki…

  • ŞADİ ASFUROĞLU USTA VE ANTAKYA CAMCILIĞI, Mine Erbek Gökbuket

    Baba Asaf Asfuroğlu ve birkaç giimciyle başlayan bir yolculuk. Antakya Cumhuriyet dönemi Cam sanatının canlanmasının başlangıç olmuş. Amcaları Ali ve Ferit Asfuroğlu babaya destek vermiş ve Ali amca Paşabahçe fabrikalarında bir sure çalıştıktan sonra Antakya’ya dönerek usta-ögrenci işletmeci kimliği ile cam üreti¬minde efsane olmuşlar. Baba Asfuroğlu üretilen camları kamyonu ile Anadolu’nun bir çok şehrinde sata¬rak…

  • Son Senfoni, Şerif Kaya

    terkedilmiş bir sevgili gibiydiher yer!dağınık saçlar,şiş gözlerve feri kaçmış bakışlar..!kodlarını ezberletiyordu dünyaya sanki;son kaşe;altı iki yirmi üç 04:17!sokaktaki koşuşturmanın,yetişme çabasının yerinebir dala konmuş kuşların,bir köşeye sinmiş kedilerinbekleyişi vardıumutsuzca..!dünyanın bütün ezberlerini sıfırlayacakbilinmezlikleri beraberinde getirecek.artık ne Hiroşima’danne de Nagazaki’den söz edilebilirMezopotamya dururken!Bir sevgilinin,sevgi dolu dokunuşu değildi bu,uykunun en tatlı saatindebizi uyandıran.Vedalaşmak için üç gün süre verilenMübadele günleri…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir