Işığını Arayan Ses

Susma küçüğüm.
Anlat hikâyeni.
Sabahın ince ipliğine
değsin sesin.

Uyan.
Gece
adını çoktan bırakmış
karanlığın kıyısına.

Ay,
kırık yerlerine
ışık değil,
sabır sürüyor.

Kuşlar,
henüz kimsenin adını koymadığı
bir sabahı
kanatlarında taşıyor.

Biliyorum,
bazı yaralar
sessiz büyür.

Bazı yollar
ayaklardan önce
ruha varır.

Kim bilir…
Belki de dönüş,
bir yere varmak değil;

Uzun zamandır
içinde bekleyen
sessizliği tanımaktır.

Ve bir gün,
İçindeki sessizlik çözüldüğünde,
Bütün yollar sana çıkar.

Similar Posts

  • Aşk ve Tuz

    Düşerken birer birer köyleri şehirlerimizinKaranlık da çöküyordu halkımızın üzerineAğır ağır sinsi bir düşman ki onlarDüşmanıydı zaten insanca bir yaşamın İlkyazın üstüne örtülmüştü ölümünSessiz karanlık soğuk peleriniKefen bezi gibi kehaneti olarak yaşamımızın Kaybediyorduk birer birer evlerimiziArkadaşlarımızı dostlarımızı ailemiziElimizden alıyordu onları zalimce tek bir zihniyetKibir kusan dudakları üstünlük naraları ileKüçümseyerek yok sayarak inkâr ederekVarlığımızıVarlığımızıVarlığımızıGeleceği katlediyorlardı insanlığımız ile…

  • ZAMANDA YOLCULUK: ANTAKYA

    I.Hırçın bir ırmakta buldum düşlerimi,Zamanın ve tarihin ötesinden akan.Mermer sütunlarında tenimin ılık izi…Saraylarında taş avluların, yüzümü sürdüm.Tyche, Silpius Dağı’ndan gülümsedi,Hani diz çöktürmüştü Orontes’e, kudretli ve Asi. II.Ey eğilmez başlara taç olan defnem, zeytinim!Gördüm: Agoralardan krallar geçiyordu,Asmalardan üzüm topluyordu stola giysili kızlar.Eğildim, toprak künklerinden bir su içtim.O kadim şehir, ihtişamla dünyaya gülümsüyordu. III.Arenalarda aslanlarla ben dövüştüm,Kan…

  • Valizimdeki Ağırlık

    O sabah neden beyazlar içindeydim, bilmiyordum. Üzerimde uzun, parlak, büyük desenler taşıyan bir elbise vardı. Tenime yabancı değildi; aksine, yıllardır beni bekliyormuş gibi üzerime oturmuştu. Rahattı, hafifti ve bana yakıştığını hissediyordum. Ama anlamını bilmediğim bir ağırlık da taşıyordu. İçimde, bu elbisenin beni alışık olmadığım bir yolculuğa çıkaracağına dair açıklayamadığım bir his vardı. Nereye gideceğimi bilmiyordum;…

  • Biz Olmayı Bırakınca

    Gecenin bir yarısı sosyal medyada dolaşırken, karşıma çıkan Şamanist öğretisi beni fazlasıyla düşündürdü. Günümüzün yaşantısında ben merkezli dönüyordu dünya, ben ben diye diye bencil olmanın dayanılmaz ağırlığını yaşıyorduk. Kendini beğenmiş bürokrat, kendini beğenmiş varsıllar, kendini beğenmiş yazar çizer takımı, kendini beğenmiş eğitimciler…diye uzar gider. Kimsenin yarasına merhem olmamış, tenkitin silahlarını kuşanmış, yaralayıcı ve öldürücü üslup…

  • Gençliğim

    Eski gökyüzü bulutsu damlalardaBeyaz aydınlık gizli derin kuyudaParlak çiğ şafak öğütülmüş ufuktaPeşindeyimsönmeyen yıldızlarınKalbim Güneş bahar gözlerimAcı tutmaz yüreğimSaçlarım tütün dumanlıKokusu çay buğusuYakar türküler boğazıTatları acı buruk kekremsiSürgün tetikçisi ey hayatGülüşümde çocuk yanımÇığlıklarımda kuşları rüzgarınTutuşur yalnızlığı kuytularınÇivit mavisi yıllarınsoğuk bacalarında Gençliğim saklı

  • SEN DE GİTME BABAM

    “Başıboş felaket gülü ve altın renkli krizantem çiçeği, sonbahar bahçelerine yine matemini dökmüştür.” – Ahmet Haşim / Hazan Şiiri Yorgunsun,Hem de öyle yorgunsun ki…Dünyası başına yıkılmış gibi duruyorsun.Ben ki seve seve gelirdim babamın ayak parmak uçlarına,O bunu istemedi.Onu bir an olsun anlamamışım;Meğer yangın yeriymiş iç âlemi.Babam, burası dünyanın ortası,Sen yoksun… Aramızdaki duvar kederim oluyor. Anlıyorum…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir