Gesta Francorum: Haçlıların Gözünden Antakya Kuşatması
Gesta Francorum
Haçlıların Gözünden Antakya Kuşatması
1095 yılında başlayan Birinci Haçlı Seferi yalnızca Avrupa tarihini değil, Anadolu ve Ortadoğu’nun da kaderini değiştirdi. Bu büyük hareket sırasında yazılan en önemli kaynaklardan biri, adı bilinmeyen bir Haçlı tarafından kaleme alınan Gesta Francorum adlı vakayinamedir. Antakya’nın yaklaşık sekiz ay süren kuşatması, şehrin düşüşü ve ardından kurulan Antakya Haçlı Prensliği, bugün hâlâ bu eser sayesinde gün gün izlenebilmektedir.
Birinci Haçlı Seferi
1095 yılında Papa II. Urban’ın Clermont Konsili’nde yaptığı çağrıyla başlayan Birinci Haçlı Seferi, “Kutsal Topraklar”ı ele geçirmek amacıyla düzenlenen dokuz büyük Haçlı Seferi’nin ilki ve en başarılısı kabul edilir. Yüz binleri bulan Haçlı orduları Anadolu’yu geçerek Kudüs’e ulaşmayı hedeflemiş, bu yol üzerinde bulunan Antakya ise seferin en önemli hedeflerinden biri olmuştur.
Gesta Francorum Nedir?
Latince yazılmış olan Gesta Francorum et Aliorum Hierosolimitanorum (Birçoklarının kullandığı kısa adıyla Gesta Francorum), Birinci Haçlı Seferi’nin en önemli çağdaş kaynaklarından biridir. Yazarının adı bilinmemektedir. Araştırmacılar, yazarın Antakya’nın ilk Haçlı prensi olacak Bohemond‘un ordusunda bulunan Norman veya İtalyan kökenli biri olduğunu kabul etmektedir.
Yazılış Tarihi
1099 yılı dolayları
Dili
Latince
Bölüm Sayısı
39 Fasıl
Kapsamı
1095 Clermont Konsili’nden 1099 Ascalon Savaşı’na kadar
Antakya İlk Kez Nerede Geçiyor?
Kitabın altıncı bölümünde ilk kez Antakya’dan söz edilir. Burada Bizans İmparatoru Aleksios’un, Bohemond’a Antakya’yı vaat ettiği anlatılmaktadır. On birinci bölümden itibaren ise Antakya artık kitabın merkezine yerleşir ve kuşatma son bölümlere kadar ayrıntılı biçimde devam eder.
Antakya Kuşatmasının Kronolojisi
12. Fasıl
Haçlı ordusu Asi Nehri’ni geçerek Antakya’yı kuşatır. Şehrin üç kapısı abluka altına alınır.
13. Fasıl
Erzak sıkıntısı başlar. Bohemond komutasındaki yaklaşık 20 bin kişilik kuvvet Türklerle savaşır.
14. Fasıl
Türklerin ani baskınları sürmektedir. Bohemond geri dönerek Haçlıları kurtarır.
17. Fasıl
Bohemond, Asi Köprüsü civarında Türk kuvvetlerine karşı önemli bir savunma gerçekleştirir.
18. Fasıl
Şehir kapısı önüne hisar yapılır. Çatışmalar sonunda öldürülen Türk komutanlarının başları kesilerek Mısır’a gönderilmek istenir.
20. Fasıl
Firuz isimli muhafız, Bohemond ile anlaşır. Gece surlara merdiven dayanır. Haçlılar şehre girer. Antakya düşer.
21-29. Fasıl
Bu kez Haçlılar şehir içinde kuşatılır. Kürboğa büyük bir orduyla gelir. Kutsal Mızrak bulunduğuna inanılır. Haçlılar yeniden saldırıya geçer.
29. Fasıl
Bohemond’un sancağı Antakya surlarına çekilir. Haçlı Prensliği fiilen başlamıştır.
Kitabın En Çarpıcı Satırlarından Biri
“Şehrin içine girdiler. Şehirde olan herkesi öldürüp şehri ele geçirdiler.”
Anonim yazar, Antakya’nın ele geçirilmesini tek cümlede böyle anlatmaktadır. Bu ifade, Haçlı Seferleri’nin yalnızca askerî değil, aynı zamanda büyük bir insani yıkım olduğunu da göstermektedir.
Firuz’un İhaneti
Gesta Francorum’a göre Antakya’nın düşmesini sağlayan en önemli gelişme, şehir surlarını koruyan Firuz’un Bohemond ile anlaşmasıdır. Bir gece surlara merdivenler dayanır. Haçlı askerleri sessizce surlara çıkar. Sabah olduğunda kapılar açılmış, şehir Haçlıların eline geçmiştir.
Kürboğa Kuşatması
Antakya’nın düşmesinden sonra bu kez Musul Atabegi Kürboğa büyük bir orduyla gelir. Şehirde bulunan Haçlılar kuşatılır. Açlık, hastalık, moralsizlik ve kutsal mızrağın bulunması gibi olaylar Gesta Francorum’un en dikkat çekici bölümlerini oluşturur.
1097
Antakya Kuşatması başlar.
1098
Firuz’un ihaneti Şehrin düşüşü
1098
Kürboğa Kuşatması
1099
Kudüs’ün ele geçirilmesi
Tarihçiler İçin Önemi
Bugün Antakya Kuşatması hakkında bildiklerimizin önemli bölümü, Gesta Francorum sayesinde ayrıntılı biçimde takip edilebilmektedir. Açlık, Asi Nehri, Firuz, Bohemond, Kürboğa, Kutsal Mızrak, Antakya’nın düşüşü, Haçlı Prensliği’nin kuruluşu, bu eser sayesinde kronolojik biçimde günümüze ulaşmıştır.
Sonuç
Gesta Francorum yalnızca Birinci Haçlı Seferi’nin anlatıldığı bir vakayiname değildir. Aynı zamanda Antakya’nın tarihindeki en büyük kırılmalardan birinin birinci elden tanıklığıdır. Yaklaşık 170 yıl sürecek Antakya Haçlı Prensliği’nin başlangıcı, bugün hâlâ bu anonim tarihçinin satırlarında bütün canlılığıyla yaşamaya devam etmektedir.
Seyahat(name)lerdeki Antakya
Seyyahların, elçilerin, tarihçilerin ve eski kaynakların Antakya’yı nasıl anlattığını konu alan yazı dizimizin diğer bölümlerini de okuyabilirsiniz.