GECE YARIŞMASI, Bengü Naz Türkoğlu

Berk ve arkadaşları bayram tatilini eğlenceli, keyifli bir şekilde değerlendirmek istiyorlardı. Dışarıda buluşup gezinirken eski bir fabrikanın yarışmalar için tekrar açıldığını görürler. Binaya yaklaştıklarında üstünde “Korku evinde yarışmaya var mısın?” yazan bir broşür görürler. Yarışmaya katılmaya karar verir ve binanın içine girerler. Oradaki çalışan saat 23.40’ta buraya gelmelerini söyler. Berk ve arkadaşları saat 23.30’da buluşup binaya doğru yürüdüler. Derin “Bu oyunun ne kadar süreceğini merak ediyorum” der. Bunun üzerine Kuzey “Bence birkaç saatte biter ama gece başlaması beni biraz ürkütüyor” diye karşılık verir. Berk, “Bu kadar büyük bir yerde olması uzun sürebileceğini gösteriyor, umarım yanılırım,” der. Dışarıda onlar gibi bekleyen birkaç grup vardı.

Saat 23.40 olduğunda çocuklar içeriye geçer ve çalışanlar oyunu anlatır. Oyunun amacı odaları gezerken maskotlardan kaçıp, ipuçlarını çözüp oyunu bitirmektir. Saat 00.00’da başlayıp saat 06.00’da oyun bitiyordur. Ayrıca altıdan önce oyunu bitiremeyen veya maskotlara yakalanan takım oyunu kaybeder. Çocuklara oyunu oynarken lazım olacak eşyaları ve eşyaları taşımaları için küçük bir çanta verdiler. Oyun başlamadan 5 dakika önce çocukları yarışacakları odanın kapısına götürdüler. Saat 00.00’da oyun başladı ve çocuklar yarışma odalarına girdi.

Odalar çok karanlıktı. Kuzey çantasından el fenerini çıkarıp odada ilerlemeye başladı. Berk ve Derin ise arkasından gitti. Bir süre ilerledikten sonra koridordan adım sesleri duydular. Bu ses onlardan gelmiyordu. Arkalarına baktılar ama kimse yoktu. Sonra bir kapı gördüler ama kilitliydi. Bu yüzden devam edip geri döndüler ve parti odasına girdiler. Bu odada çok sayıda balon, dolap ve masa vardı. Berk yanlışlıkla balonların birine basıp patlattığında kendisi ve arkadaşları bir anlık korktu. Odada gezinirken odanın lambası yanıp söndü. Tam o esnada arkalarında bir maskot belirdi. Korku içerisinde gördükleri ilk odaya geçtiler.

Bu oda güvenlik odasıydı; oyun salonlarının her tarafını gösteren kamera görüntüleriyle doluydu. Görüntüler dikkatlerini çekti ve maskotların nerede olduklarını güvenlik kameralarından aramaya koyuldular. Parti odasında gördükleri maskot orada değildi. Güvenlik kamerası odasının arka kapısından çıkıp kutularla dolu bir odaya geçtiler. Odanın girişinde bir kâğıt buldular. Kâğıtta “Kutuların içindeki müzik kutusunu bulun yoksa çok kötü şeyler olabilir” yazıyordu. Kutuların içini teker teker ararken kutunun birinden kukla fırlamasıyla hepsi arkaya doğru düştüler. Kısa bir süre birbirlerine bakıp gülüştüler, ayağa kalkıp diğer kutuları aramaya devam ettiler.

Kuzey’in açtığı kutudan müzik kutusu çıktı. Müzik kutusunun yandaki kolunu çevirdiklerinde kapının kendiliğinden açıldığını gördüler. Şaşkınlıkla açılan kapıdan hızlıca geçip tiyatro odasına girdiler. Bu odada bulunan tiyatro sahne perdesini açmaya korktular. Bu yüzden ipucu aramaya devam ederler. Berk çekmeceleri kurcalarken bir anahtar bulur fakat kırık olduğunu anlayınca yerine bıraktı. Anahtarı bıraktığında peluş bir ayı gördü. Bunu arkadaşlarına göstermek için arkasını döndüğünde maskotun hareket ettiğini gördü. Giderek kendilerine doğru yaklaştığını görünce acele etmeleri gerektiğini anladı. Bu sırada Derin masanın üstünde yarısı yırtılmış bir kâğıt buldu. Hemen diğer yarısını aramaya başladı. Berk, Kuzey’in yanına gidip acele etmeleri gerektiğini, yoksa yakalanacaklarını söyledi. Tekrar sahneye baktıklarında maskot biraz daha yaklaşmıştı. Çocuklar tedirgin olmuştu. Derin, masanın altında bir kart bulur. Bunu arkadaşlarına gösterince kapının kartı olduğunu anlarlar. Kapıyı açıp odadan çıktılar.

Geldikleri odada bir sürü oyuncak vardı. Ayrıca küçük bir top havuzu vardı. Top havuzunun kenarında bir kâğıt vardı. Kâğıtta “Topların birinin içinde kapının anahtarı var” yazıyordu. 9-10 dakika boyunca uğraştılar ve sonunda anahtarı buldular. Kapıyı açıp çıktılar. Etrafa bakarken Kuzey’in el fenerinin pili bitti. Kimse kimseyi göremiyordu. Berk çantasından el fenerini çıkardı. Yerde, Derin’in tiyatro odasında bulduğu yırtık kâğıdın diğer yarısı vardı. Kâğıtları yan yana koyunca sırasıyla kırmızı, mavi, kahverengi ve sarı yazdığını fark ettiler. Girdikleri odada bir sürü kukla vardı. Kuklaların yüzleri vardı ve gülümsüyorlardı. Yerde kâğıtta yazan renkler ile aynı renk örtüler vardı. Kuklalardan 4 tanesinin üzgün gözüktüğünü gördüler. Örtüleri kâğıtta yazan sıraya göre üzgün kuklalardan her birinin üstüne koydular ve kapı açıldı.
Büyük ve karanlık bir oda vardı. Karanlık olduğu için etrafı net göremiyorlardı. Kuzey ayağını keskin bir şeye sürttü ve ayağı kanadı. Berk ve Derin çantasından yara bandı çıkarıp yarayı kapattı. Beraber odaya girdiler. Odada bir masa ve masanın üzerinde de bilgisayar vardı. Oda çok dağınıktı. Duvarda “Şifreyi çözün, kapıyı açın, oyunu bitirin” yazıyordu. Küçük bir not olarak “Odada gizlenmiş bir anahtar var” yazmışlardı. Bilgisayarda karmaşık sayılar ve harfler vardı. Aralarında bilgisayardan en iyi anlayan Berk, bilgisayarın başına geçti. Kuzey ve Derin ise odada gizlenen anahtarı bulacaktı. Yaklaşık 8-9 dakika sonra Kuzey ve Derin anahtarı buldu. Daha sonra Berk şifreyi çözdü.

Oyunun bitmesine 20 saniye kalmıştı. Telaşla kapıyı açmaya çalışırken maskotlardan birinin onlara doğru koştuğunu gördüler. Son birkaç saniye kala kapıyı açtılar ve kendilerini dışarıya attılar. Oyunu bitiren tek takım onlardı. Bir takım korkup pes etmiş, diğer takım maskotlara yakalanmış, bir diğer takım ise zamanında bitirememişti. Yani Berk, Derin ve Kuzey oyunu kazanmıştı. Maskotların içine giren çalışanlarla fotoğraf çekindiler. Ödül olarak bir gün boyunca lunaparkta ücretsiz eğlenebileceklerdi. Çocuklar mutlu ve yorgun bir şekilde eve döndüler. Bayramda unutamayacakları güzel bir anı yaşamış oldular.

9. sayıdan

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir