Author: antakya

  • MELTEM MERAL ATASOY İLEMELTEM’İN EVİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ, Fahir Abacı

    “Meltem’in Evi”: Hatay’dan İstanbul’a Uzanan Bir Kadın üreticisinin hikayesi. Bu hikayede evde bakılması gereken bir çocuk ve mutlu giden evliliğini sürdürerek eşine destek olmak amacıyla nasıl başarılı bir iş kadınına dönüştüğünü göreceğiz. Söyleşimizde eşinden dolayı Hatay’lı olan ve Hatay Gastronomisine yönelen bir aşkın verdiği sonuçları merak ettik ve Meltem Meral ATASOY’a sorularımızı yönelttik: Fahir ABACI:…

  • GAZZE’DE BİR ÇOCUK, Ali Çağan Karasu

    bir uçurtmam vardı,mavi gökyüzüne değil artık,dumandan griye bağlanıyor ipleri,annem diyor ki, “gökyüzü kırık bir ayna” —ben onda babamın yüzünü arıyorum hâlâ. taşlar konuşuyor burada,her taş bir kalp kadar sıcak,her duvar bir sessizlik kadar yorgun,oyunlarımı gömdüm molozların altına,adını “umut” koydum, belki filiz verir diye. bir kuş geçse seviniyorum,kanat sesinde okul çanı var sanıyorum,kardeşimin elini tutuyorum sıkıca…

  • GAZZE’DEKİ KIZ ÇOCUĞU, Nebihe Lena Karasu

    oyuncak bebeklerim yok artık,birini enkazda bıraktım,birini rüyalarımda saklıyorum.annem saçımı örerken ağlıyordu dün,gözyaşlarıyla ıslanmış tellerim hâlâ kokuyor dumanı. cam kırıkları arasında gökyüzü arıyorum,bir kelebek görsem, “yaşıyor muyuz hâlâ?” diye soruyorum.su istiyorum bazen,ama suyun da sesi susmuş,bardaklar boş, sokaklar boş, dualar dolu. akşam olunca yıldızlara mektup yazıyorum:“bizi unutmayın,” diyorum,“okula gitmek istiyorum,sabah olsun, annem gülümsesin,ve kuşlar geri gelsin…

  • İlkbahar Yüklü Bulutlar, Servet Sarıca

    “Anlamak yok çocuğum, anlar gibi olmak var”Necip Fazıl Kısakürek anlamayın diye tufanlar içinde haykırandım,ezgileri rüzgâr andıran;hey gidi deve yüklü kalbursuz adam:gerçekliğin derin sancısını nasıl da geçer sandın! yüreğim ilkbahar yüklü bulutlar kadar zifiri,damla damla dökülmeye hazır,hazır dirseklerini çürütmüş hayatın endamını seyretmeye! sorgusuz sualsiz bir anlaşılmak;bir yürekle böyle bütünlük kurmaksusmak, susamak, umursamak! anlık nöbet değişimden sonsuzluğa…

  • Ecmed, Zeynep Mansuroğlu

    Üşüyordu narin bedeni,Elleri tir tir titriyordu.Gözleri annesini aradı,Yıkıntıların arasında yalnızdı.Daha dün gibi, evi vardı,Annesi, babası, kardeşleri,Aynı sofrada soba başında,Mutlu bir yuvası vardı.Komşu çocuklarıyla top koşturup,Seksek oynadığı sokaklarSavaş alanına dönmüştü.Anne, baba, ölmüş.Kardeşler dağılmıştı.Ecmed bomba seslerinden,Çok ama çok korkardı.Yalnız kalınca daha da korkar oldu.Günlerdir aç, sussuzdu.Yorgun, harap bitap düşmüştü.Yemek dağıtılan kampa ulaştı,Geç kaldığı için yemek kalmamıştı.İzdihamda yere…

  • Ben Filistin, Gazi Yolcu

    Ben Filistin…Gökyüzünü hep gece görürNapalm bombasından kömürleşmiş gözlerim. Ben Filistin…Doksan yaşında bir ihtiyar,18’inde bir genç,Yeni doğmuş bir bebeğim.Yıkıntılar arasında arar durur oyuncağınıEnkaz kalıntısı ellerim. Ben Filistin…Her dakika yanar, her saniye erir bedenim.Yeter, son bulsun artıkRahat koltuklarınızdan izlediğinizMelodramlar, ajitasyon yalanları.Ben dize gelmez gerçek bir trajediyim!Sussun bütün beşerî ve süslü kelimeleriniz.Yeter!Duyulsun tarih kadar gerçek sözlerim. Ben Filistin…Anasıyım…

  • Hayat Ağacı, Semra Karasu

    Anıları hafızasından silinmişti; geçmişi, zamana yenik düşmüştü. Tıpkı yanan ormanlar gibi: küle dönmüş, sessizleşmiş, solmuş. Yeniden yeşermek zorundaydı. O karanlığa veda etmeli, kendini teslim etmemeliydi. Piposunu yakıp sandalyesine oturdu; ayaklarını masaya uzattı, gözlerini duvara dikti. Dumanların içinde bedeni ve ruhu kaybolmuştu. Hıçkırıkları dumana karışıyor, ağladıkça daha bir ağlıyordu kaybettiği ailesi, coğrafyası, bütün bir yaşam.Adı Nidal’dı….

  • İçimi Kanatan Yara, Fevziye Aşkar

    Ağaçlar sicim gibiGözyaşlarını dökerken.Körpecik filizler İnim inim inler.Filistin, Gazze içinGri gündüzlerde kuşlar bomba seslerindenSus pus.Gözlerinin feri sönmüş .Sessiz sedasız acı çeker. Filistin, Kutsal topraklarınYorgun, bitap,deli divane.Savunur genç, çocukTaşla sopayla.Orta Doğu İnsanlarıNeredesiniz neredeKardeşleriniz ölürken,Vicdanlar sızlamadı mı?Filistinde acı var, keder varKor alevlerde yanar yanar İsrail bomba ile, silah ileTank ile yok ederken, Gazzede oluk olukKan akıyor.İnsan özgürlükleri…

  • Filistin’e Ağıt, Gülten Doğruyol İncesu

    Ne havai fişek gösterisi buNe de parlayan yıldızları gökyüzününFosfor yağıyor uçaklardanFilistin toprağını yağmalamak için Hangi karanlık çağdan kalmasın ey zulümKaç vardiya çalışıyor silah fabrikaları Kahkahalarına inmiş ölüm çocuklarınAnnelerin gözyaşlarınaKurşun sesi ninni olur mu hiç, utan! Kan revan içinde sokaklarHarap bakışlarınınGöğsümde yarası varYas tutacak anneler mi kaldıFilistin’e şimdi kimler ağlar? 6. sayıdan

  • Portre, Canan Sanlı

    Neredeyim, ne düşünüyorum?Her şey olup bitiyor yenidenYeniden,yeni başlangıçlarlaSürekli yer değiştiriyor evren. Kahırbela, “geliyorum” demez;Ansızın geliverir işteSardunyaları sularkenBir kahve içimi sohbetteKapını çalar,paldır küldür dalar içeri. Yaşamın kıyısında ilerliyorÇözülmeyi bekleyen bulmacalarKocaman kentin damarlarındaKan ve ölüm, dikenli bulutlar…Filistin, cehennemin ortasında yanıyor. Kana susamış zebanilerinÇocuk, kadın görmüyor gözleriDaralan ufuklarda kayboluyor uzayÇözülen her bulmacada kalp ağrısı;Yaşayan, yaşatan eksiliyor kanlı hücrede….