Hatay Atamızın Emaneti, Hatice Altunay

Sevgili Hatay ülkemizin biricik gözdesi,
Seçkin Zengin, araştırmacı ve kültür emekçisi şairimiz ve yazarımız uzun bir aradan sonra bana basılı dosyalar göndermesiyle yeniden yazıya döndüm. Hayat arkadaşımın 14 Mart günü evimizde ağır bir kalp krizi geçirmesi sonucu geçirdiğimiz yoğun bakım süreçlerinden bugüne gelmiş olmamız ile Atamızın ölüm döşeğinde Hatay benim milli meselem demesi ile pek manidar gözüktü bana. Bu kente üç kez gelip gitmiş olmanın mutluluğunu kaleme almam gerektiğini düşündüm. Hastalıktan sağlığa döndüğümüz bugünlerde geleceğe bırakacağım bu mektup kültür mirasçılarına güzel bir armağan olur diye düşündüm.
Ey tarihin en devinimli, çoklu kültürlü ve bereketli kentine binlerce selam olsun. Sana mektup yazmaktan kıvancım sonsuz.
Tereciye tere satmak değil, elbette amacım. Hatay ‘ın tarihçesine bakılınca, Amik ovasında ilk krallıklar ve Hitit Döneminde Akadlar, Yamyad Krallığı, Hititler ve Mısırlılar gibi uygarlıkların egemenliğine girmiş kültür taşıyıcısı biricik kent olmuştur.
M.Ö 1200 yıllarında Sami Arami toplulukları, Hattena Krallığı ve sonrasında Asurlular ve Urartular gibi güçlü devletlerin egemenliğinde varlığını sürdürmüş çoklu kültürünün izlerini bir sonraki döneme aktarmıştır. O yüzden Hatay büyüleyici kent olmanın biricikliğini sürdürmektedir.
M.Ö 7 yüzyılın ortalarında Sakaların eline geçmiştir. Saka Hükümdarı Oğuzhan’ın egemenliğinde 18 yıl kadar varlığını sürdürmüştür.
M.Ö 6 Yüzyılda Pers egemenliğinde, Roma ve Bizans Dönemi M.Ö 64yılında Roma İmparatorluğuna katılmış Suriye Eyaletinin başkenti olmuştur.
Antakya’nın kültür mozaiğinde Arapların ticari ve kültür etkileşiminde etkisi büyük olmuştur.
Roma İmparatorluğu’nun üçüncü büyük şehri olarak tanınan Antakya; saraylar, hipodromlar, hamamlar ve gelişmiş su sistemleriyle dönemin en önemli metropollerinden biri olmuştur. Ayrıca Hıristiyanlık inancı, M.S. 1. yüzyılda Kudüs dışında ilk kez burada yayılmıştır. Hıristiyanlara “Hıristiyan” adının ilk kez Antakya’da verilmesi, şehrin dini tarih açısından önemini artırmıştır.
Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesinden sonra Antakya, Doğu Roma (Bizans) toprakları içinde kalmıştır. Bu süreçte, İslamiyet’in doğuşuna kadar geçen süre boyunca Bizans İmparatorluğu’nun önemli bir sınır şehri olmuştur.
Ey tarihin içinden yaşanmışlıkların süzülüp kültürümüze varsıllıklar taşıyan kent!
Sen bizim gözbebeğimizsin o yüzden Atatürk Hatay’ın vazgeçilmezliği vurgulamıştır.
1200’le başlayan Genç Hitit prenslikleri dönemine tarih denklenmektedir. Bu dönemde, Amik Ovası´ndaki Hitit Prenslikleri’nin birleşerek Hattena Krallığı adını aldıkları bilinmekte, Hatay adının da buradan geldiği sanılmaktadır. Yöreye bu adı 1936’da Atatürk vermiştir.
Tarihi süreçte 638 yılında, İslam orduları Antakya’yı fethederek şehri Emeviler döneminde Halep’e bağlamışlardır. Daha sonraki süreçte Abbasiler, Tolunoğulları ve İkşitler gibi İslam devletlerinin egemenliği altına giren bölge, 11. yüzyılda Selçuklu Türklerinin hâkimiyetine girmiştir. Sultan Melikşah döneminde Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Antakya’yı fethederek Selçuklu topraklarına katmıştır. Bu süreçte Antakya, hem Türk-İslam kültürünün hem de Bizans etkilerinin görüldüğü çok kültürlü bir şehir olmuştur. O yüzdendir ki çoklu kültür varsıllığı ile emsalsiz bir kenti selamlamak mutluluğunu yakalamıştım.
1098 yılında Antakya, 1. Haçlı Seferi sırasında Haçlılar tarafından ele geçirilmiştir ve burada Antakya Prensliği kurulmuştur. Ancak 1268 yılında Memlük Sultanı Baybars, Antakya’yı fethederek bu prensliği sona erdirmiştir. Bu dönemde Türkmen boylarının bölgeye yerleşmesi hızlanmıştır.
Ey Hatay dünyanın kültür mirasçısısın sen övünebilirsin kendinle!
Osmanlı Döneminde 1516 yılında Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sırasında Osmanlı topraklarına katılan Hatay, Halep Eyaleti’ne bağlı bir sancak olarak yönetilmiştir. Osmanlı döneminde bölge, ticaret ve tarım alanlarında gelişmiş, birçok eser inşa edilmiştir. Ancak I. Dünya Savaşı’nın ardından bölge, Fransız işgaline uğramış ve uzun süren müzakereler sonrasında 29 Haziran 1939 tarihinde Hatay, Türkiye topraklarına katılmıştır.
Orta Asya’dan gelip Anadolu ve Rumeli’ye yerleşen Türkler, buraya kendi kültürlerini taşımışlar
Anadolu coğrafyası, birçok uygarlığın, din ve inanç sistemlerinin buluştuğu kültürlerin ortak kaynağıdır.
Hatay adını Atatürk, 2 Kasım 1936’da vermiştir. Sınırdaki ay demektir. Suriye sınırımızdaki Hatay ülkemizin sınırdaki kalesidir.
Atamızın en büyük hayaliydi Hatay ‘ı sınırlarımıza katmak. Ne yazık ki ömrü vefa etmedi.
Tarihi süreçler içinden geçmiş bu kentte gereken özen gösterilebildi mi? Tarihi kültür mirasını ne derece sahip çıkabildik ve koruyabildik.
Tarihi dönemlerden bugünlere bir sorumluluk bilinciyle geleceğe bir kalıt olsun diye yazıyorum
Ey tüm dinleri sevgiyle kucaklayan mistik kent !
İlk Yolculuğum… İlk heyecanım… Hatay Kitap Fuarına bir günlüğüne katılmıştım Meral Kutluğ arkadaşım ile… Nebih Nafile yazar ve müzisyen arkadaşımızın temsilciğinde çok güzel bir fuar anları yaşamıştık İdealist öğretmendim. İlk görev yerim Zara Lisesinden bir öğrencim Canan Gürsoy beni ziyarete gelmiş o güzel anların içinde çok mutlu olmuştum.
Özellikle Hataylı yazar Ayla Kutlu ile tanışmam muhteşemdi. Eserlerinin hayranıydım. Ona notumu düşürmek için mektup biçimli metin yazdım. Tarihe not düşürmek anlamında mektubumda bir bölümünü paylaşıyorum.
Gelecek kuşaklar için mektup içinde sıcacık mektup olsun asla unutulmasın diye…Saygım ve sevgimle kısmen taşıdım mektubuma.

5. sayıdan

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir