Suların Antakya Gizleri, Sabahattin Yalkın

  1. Güneyde çok dualı bir kent
    düşleri büyür parmak uçlarımda
    güneş tozları karışmış kanıma
    yağmurlu daraç sokaklarda yalın-ayak
    hep bulutlu yüzler çıkar karşıma
    gökten derin tül masallar içinde
    gözler köklerini arar gözlerde… Suları düşünürüm
    aklanı bol suları
    yıllardan yıllara…
  2. Anam bir bakışta tanırdı beni
    yüzü yüzümde hücre hücre çizgi çizgi
    yere göğe koyamadığım sıcağı
    şimdi orda babamla toprak toprağa
    sanki benimle soluk soluğa
    öpüşürler gibi sevişirler gibi
    unutulmuş bir gerdek gecesi… Suları düşünürüm
    Yürek çarpıntılı suları
    bedenlerden bedenlere…
  3. İlk sevdam orda kırlangıç kanatlı
    ne öttüğü belli ne de uçtuğu
    sev-yürek yüreğim korku soluklu
    uzun akaklara karışmış aklığım
    akşam nasıl düşer gün nasıl doğar
    yasaklı düşlerde yıldızların etek-altı
    her şey bir giz içinde kör-çıplak… Suları düşünürüm
    Adlı adsız resimli suları
    kentlerden kentlere…

3. sayıdan

Similar Posts

  • Venüs ve Adonis, Hacer Mutlu

    bir beyaz gecedilimde özgür sesler..çarmıhına tutunmuş öylece bekliyorumsıkılıyorum resimdeki çıplaklıklardan !gerçek çıplaklığımla ben ve yollar , durmadan yürüyorum.-ve hala huysuzum ben- unuturum.biliyorsun ki:sarmaşıklardır bi kadını solduran!saatlerce konuştuğun o cadde , geveze bulvarı üzerinde şimdi.nasıl oluyor da bi insan gülmez yüzlere , inan anlamıyorum !-ve hala susuyorum ben- sokağında cam şişeleri..dinliyorum adını ve yalnızlığını,ten yumağından ipliklerimi…

  • Sapan, Mustafa Özke

    nereyeatabilirbir çocukkartopunugüvenerek bileğine tutunaraktahta kızağınakardane kadarkayabilirsığınarak yüreğine filistinde olsaama olmasa kızağıve bir tutam karı olmasa azığıekmeği yağıduvardan ötedayanağı yani hiç olmasaanasından başkasıcak barınağıılık nefeslenasıl ısınırdıbeton yatağı nasıl yüreğini koyardıcanına dalaşan tankave ne kadar direnirditel örgülü hayatakartopu yerineçakıl taşı atanküçücük elleriyle sahiçocuklarnasıl başkaldırırtek sapanla silaha 6. sayıdan

  • MEVSİMLERİN BÜYÜSÜ, Zeynep Mansuroğlu

    Yine bir sonbahar günüDışarda hüzün yaprakları.Rüzgarda bir oraya, bir buraya,Dans edercesine savruluyor.Çisil çisil yağıyor yağmurlar,Acı veren duyguları yikarcasina.Hafiften esen, meltem rüzgarı,Umutları, yeniden filizlendiriyorDoğadaki binbir renginHüzünlenen acılar gibiFarklı farklı tonlara bürünüyor.Ağaçlardaki yapraklar,Ayrılmak zorunda olan,İki sevgilinin elleriniYavaş yavaş bırakırcasınaAğaçtan yere dökülüyor.Toprak kucağını açıyor,Bir ananın çocuğuna açması gibi,Kucaklıyor dökülen yaprakları.Bağrında topluyor kış boyu,İlkbaharın gelmesiyle,Yüreğinde, sevgiyle harmanlananRengarenk yapraklarıTaze umutlara…

  • SESSİZLİKTEN SONRA, Özlem Vesile Yüncü

    Antakya’mı yırtan bir ışıkgeceyi deldi…ardından —kıyametin sesi:kocaman bir gürültü,göğe savrulan taşlar,dize çöken binalar… Oğlum!Kızım!Yavrum!diye yırtınan analar…“Annem!” diye çığlık çığlığagözyaşında boğulan çocuklar… Bir çığlıkta dondu zaman,bir sessizlikte bitti hayat.Ama bazı çırpınışlar —günlerce sürdü enkaz altında… “Sesimi duyan var mı?”Yooook…yok…yok… Anlayamazsın bu yangını,ailen eksiksizken,ellerin sıcak bir ele dokunurken…Antakya’m,memleketim,toprağımtoprak oldu. Neye üzülür insan önce?Her sabah “günaydın”her akşam “iyi…

  • Aşk ve Ateş, Cemal Karsavran

    sardı benliğimi ateş çemberiçırılçıplaktemmuzun on beşikavrulur toprakyanar alev alev çatır çıtır sarı başaklarsuya hasret toprak çatlakumutsuz yarınlar uçurumkızıl alevler altın sarısıkızgınlığı turuncu ve ateş kan kırmızıçatlar dudaklarımyangınlardayımgölgen dolanır başımdaçember çember aşk yakar içerdenateşle dans eden yürekdöne döne alev alevdöner başımyangınlarla islenmemiş anason sarhoşluğuher alevle Akdeniz lodosu yalar tenimititrek mum alevi serin sıcakdans eder başımdaaşk ve…

  • Antakya Mozaikleri, Minel Hüzmeli

    Antakya, yüzyıllardır taşların birbirine kenetlendiği bir şehir… Kimi zaman bir mozaik ustasının ellerinde renk bulmuş, kimi zaman bir duvarın çatlağında fısıldayan eski bir hikâyeye dönüşmüş. Ben, bu şehrin kırık taşlarını ellerimde tutan bir mozaik sanatçısı olarak biliyorum ki, Antakya sadece bir şehir değil, zamanın içinde usulca yankılanan bir dostluk türküsüdür. Mozaik, tıpkı Antakya gibi, farklı…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir