Şiir

  • İki Damla, Canan Sanlı

    Gözlerine düşen yıldızlar bizi aydınlatırGöğün umuduna arkanı dönmeSolar bu karanfil arkanı döndüğündeKatlanmanın sesinde döner dünya. Zamanı durdurmak istedimGözlerindeki güneşin sıcaklığındaKalbimde katılaşan buzullar aktıHoşgörünün dilinde sevgiyi ararkenIrmağın yatağında iki damlaydık. Rüyalarım neşelenir gülüşündeOyalanır kalbim arar oyuncağını. Çağlayanların sesini duyarım, çağırırYollar ıssızlaşır, şaşarımKara gözlerinde suskunlaşır dilimBir kedinin tüylerini okşarımSabahın yeli alır ıssız düşlerimiKoyu karanlık gece kalbimi yorarSabır…

  • KADİM KENT ANTAKYA’YA DERİN HOŞGÖRÜ GAZELİ, Nuri Taner

    Silpiyus göğe kazınmış güneş topunu yuvarlar Antakya’yaİlk mızrağı Hızır saplar geceyi dişleri arasında çiğneyen ejdarhaya. Roma Köprüsü’nün önündeki agora’da köle pazarı kurulurHalayıklar, cariyeler, ipekler kumaşlar binbir baharatı kente sunulur. Tarihin derinliğinden gelen ejderha kıvrılır yatağına, orontes adıyla akarÇevresinde uçuşan martılar çığlıklarla nehrin köpüklü sularına dalıp balık avlar Kadim kent,Orontes’in eski yatağına kurulan dört mahallesi“tetrapolis” olarak…

  • Bir Kadın Kırılır, Hatice Eğilmez Kaya

    uzakgurbet’te günler sırtta bıçak yarasıyorgun, aksi ve birdenbiredir akşam oluşlarbu bahar, ah bu bahar!bahçemde limon çiçeği, kalbimde özleyiş kokusu… nisan, utangaç bir ressamınelvedasıdır belki,toprağın uzamış tırnakları ileilkyaza yeniden uyanışıturnalar çığlık atar,bulunur ansızın cümle yitirilmişler. ve turuncu ve şeftali ağaçlarınıntoz pembe sorgusukırılır bir kadınyere düşen camdan bebeğine bakarakbaşka iklimlerde puslu, antik şehirler… zaman içe kapanıktır aslında,salyangoz…

  • ÖLMEMİŞ ÖLÜLER, Aslıhan Tüylüoğlu

    Hayalet dünyanın kör sokaklarıİnsansız kalacak bir gün bu hırs meydanındaYüreği çarpan ölüler unuttukları içinÇiçeklere bakınca sevgiye baktıklarını Kan kuduruyor hırsından, para deliriyorSulanıyor haritada çizgiler kanımızdanPekmezi çıkacak yine yoksul halklarınSatılacak petrol diye geleceğimizHaklı bir sebep gösterilecekÖzgürlük, barış diyeVatan yahut millet belki Özgürlük, parası olanın olacak amaBarış, savaşmamışınVatan! Altında yattığın toprakKemiklerini saklasın diye çarpıştınMillet paramparça, komşuna bileDüşman…

  • GÜLÜŞÜN RENGİ, Arif Berberoğlu

    Gülüştür insanın gönül şifresiYüreği havalandıran ses‘İnsan gülen hayvandır’ demiştiGözyaşları içinde Aristoteles. Gülüşün de renkleri var elbetteRenklerince otların böceklerin:Yetmez yaralarını örtmeyeRenksizdir mutsuz adamın gülüşü örneğinYılan tıslaması insana kıyanınkiGülücüğü şeftali çiçeği bebeklerinDemir parmaklığın gülüşü olmazAma taş da gülümser duvarlarında mutlu bir evinKurşundur namussuzun sırıtmasıGülüşü karadır, yanık ekin tarlasıdır aç çocuklarınKan gülmez, ateş ve gül soyundandır gülüşüSeven kadının….

  • Unutma, veysel Çolak

    25 Ekim 2022, Salı, saat 03.47 İlk silgimi aldığımda yazmanın silmek olduğunu düşünmüştüm. Önce kendi yanlışlarımı silmeye başladım. Hâlâ yaptığım yanlışları silmekteyim; ama başkaları yüzünden yaptığım yanlışları silmek mümkün olmuyor. Eğer ilk uçurtmanız tellere kapılmışsa ya da çok yükseklerde salınırken ipi kopmuşsa yapacak bir şeyiniz yoktur. Yüzünüz düşer, hüzün kesilir; bir yenilgiyle, bir kaybedişle rüzgârın…

  • Üşüyorum, Mahmut Kuru

    (…) Antakya’ya yağmur yağıyor sicim sicimBen üşüyorumAğaçlar üşüyor, kuşlar üşüyor, caddelerAyakkabım kravatım şapkam üşüyorSokaklar saçaklar evlerHep birlik üşüyoruz YanaklarıElma kırmızılığında çocuk üşüyorElleri bacaklarının yanında üşüyorKarşı evin damında bir serçeBen üşüyorum serçe üşüyorAntakya’ya yağmur yağıyor sicim sicim (…) 5. sayıdan

  • İki Kardeş, Fatma Gönül Saygılı

    Yüzyıllar önce, toprak henüz insanların ayak izleriyle tanışalı çok olmamışken, Adem ile Havva’nın iki oğlu vardı: Habil ve Kabil. İki kardeş, aynı anne babadan gelmelerine rağmen karakter olarak birbirlerinden oldukça farklıydılar. Habil, yumuşak huylu, vicdanlı ve doğaya yakın bir gençti. Çobanlık yapar, hayvanlarıyla sohbet edercesine vakit geçirirdi. Kabil ise daha sert mizaçlıydı. Toprakla uğraşır, tarlasını…

  • Kayıp Yaşamlar, Sevgi Erol Öçal

    Bulutlar eski hatıraların kuşlarıGeçmişin rüzgarları karlı okyanus ıssızlığıSinyali sakıncalı çığlığı kıvrımlıYıldızların sessizliği o anlar Ah o sokaklar beyaza bürünmüş bir geçmişinBulutları cirit atan gökyüzündeKarga sesiyle çınlayanDüşünceli gecelerin loş ışığı Semavere od salınanİstigana gam salınanGıcırtısı köhne ahşapların sabahı başlattığıGüneşi eksik gökyüzüne uyanan rüzgarlı yürekler Kış tepelerin ardından soğuk rüzgarlar yollarkenAyrılıklar resmidir hayatBerrak sabah havasının özlemiyle terk…

  • SESSİZLİKTEN SONRA, Özlem Vesile Yüncü

    Antakya’mı yırtan bir ışıkgeceyi deldi…ardından —kıyametin sesi:kocaman bir gürültü,göğe savrulan taşlar,dize çöken binalar… Oğlum!Kızım!Yavrum!diye yırtınan analar…“Annem!” diye çığlık çığlığagözyaşında boğulan çocuklar… Bir çığlıkta dondu zaman,bir sessizlikte bitti hayat.Ama bazı çırpınışlar —günlerce sürdü enkaz altında… “Sesimi duyan var mı?”Yooook…yok…yok… Anlayamazsın bu yangını,ailen eksiksizken,ellerin sıcak bir ele dokunurken…Antakya’m,memleketim,toprağımtoprak oldu. Neye üzülür insan önce?Her sabah “günaydın”her akşam “iyi…