Blog

  • GÜNÜMÜZ DÜNYASINDA SANAT VE EDEBİYATIN YERİ

    5 Ocak 2025 Pazar günü yazarlar, şairler; edebiyat, sanat ve şiir severlere; edebiyat dolu, şiir, dolu, türkü dolu saatler yaşattılar. İstanbul Hatay Dayanışma Derneği lokalinde gerçekleşen etkinliğe iyi hazırlandıklarını söyleyen dernek başkanı Fahir Semir ABACI gelen konuklara çay eşliğinde Hatay yöresellerinden peynir, Hatay gastronomisinden kömbe, babağannuc, humus ve tuzlu yoğurt ikram ettiklerini söyledi. Program konukları…

  • Belalı, Ali Günay

    “Her insanın içinde cehaletle beslenene bir hayvan, Her hayvanın içinde açlıkla beslenen bir canavar bulunur.” On köylüsüyle birlikte “Allah’ın unuttuğu” bu dağ eteğindeydiler. Yılda birkaç kez Antakya yakınındaki köylerinden yola çıkar, Adana, Mersin, Osmaniye veya Gaziantep civarındaki dağ eteklerine çadırlarını kurup şafakla işe koyulurlardı. Dedelerinden babalarına, babalarından onlara kalıt tek meslekleriydi kireç işçiliği. Eskilerin anlattığına…

  • MEVSİMLERİN BÜYÜSÜ, Zeynep Mansuroğlu

    Yine bir sonbahar günüDışarda hüzün yaprakları.Rüzgarda bir oraya, bir buraya,Dans edercesine savruluyor.Çisil çisil yağıyor yağmurlar,Acı veren duyguları yikarcasina.Hafiften esen, meltem rüzgarı,Umutları, yeniden filizlendiriyorDoğadaki binbir renginHüzünlenen acılar gibiFarklı farklı tonlara bürünüyor.Ağaçlardaki yapraklar,Ayrılmak zorunda olan,İki sevgilinin elleriniYavaş yavaş bırakırcasınaAğaçtan yere dökülüyor.Toprak kucağını açıyor,Bir ananın çocuğuna açması gibi,Kucaklıyor dökülen yaprakları.Bağrında topluyor kış boyu,İlkbaharın gelmesiyle,Yüreğinde, sevgiyle harmanlananRengarenk yapraklarıTaze umutlara…

  • ÇIĞLIĞIN SENFONİSİ, Nurdan Öztürk

    Biz hiç beceremedik savaş çocuğu olmayıSessizliğe yirmi dört saat kala, dönen güneSadece merhaba deyip, kararsızlıkların ve belirsiz zamanınBizim denetimimizden çıkmış kara boyutlarında maviye çalanGörüntülerindeBir şarkı suskunluğundaBir bomba atımı zamanlarda uyuyupDüşüncelerimiz de yarını silerek teker teker hayallerimizi söktüklerindeOcağımıza incir ağacı diktiklerindeİnatçı bir inançsızlıkla…… Barışın hayaline hiç bu kadar yaklaşmadık ve ölmedik habersiz. Seslenmediler bize. Yakınlarımızı göremedik….

  • GÖĞE SIĞMAYAN İYİLİKLER, Mehmet Öksüz

    Ne zaman içimde biri ölseGönlümden tonlarca acı kopuyor diyorsun yaO zaman öleni yaşatmaktan vazgeç!Ne toprak ne de güneş artık sana hüzünle bakmasın!Yani demem o ki, yaşarken ölmeyi benimsemeOlduğun yerde her şeyi yarım hatta çeyrek bırakarak çek git! Kırılmadan, incinmeden rüzgârına yön verGeleceğin beyaz perdelerini açarak kır paslı zincirleriGöm toprağa ruhu ezen türküleriYaşamın içindeki doğruyu yanlışı…

  • Benim Adım Barış, Fevziye Aşkar

    Bir barıştır takılıyorum Uzun zamandır.Barış yüreğimde açan çiçeğim.Gönlümün aşk şarabıAlnımı yakan terimSessiz gözyaşı pınarlarımBarıştır barış Karlı bir kış günündeCehennemin yaz sıcağındaVietnam, Gazze, FilistinBeyrud ve Suriye deDevam edenKanlı savaşlar yerineÇocuk şarkıları barış olmalıBarış olmalı. Köylerde, şehirlerdeSokaklarda, caddelerdeHer zaman, her yerdePimi çekilmiş bombaların,Kör mermilerin uçuştuğuVahşi coğrafyadaBarışı muştulasınlar barışı. Çığlık çığlığa yükselenKanat çırpan kuşlarMutlu ve umutluÖzgürlük türküsünü Haykırmalı,…

  • Savaş Çocuğu, Nebihe Karasu

    Ah, şu atlaslar, şu haritalarKim çizdi bu soğuk sınırları?Kırmızı, mavi…Dünya dar geldi, yetmedi toprağı. Gözlerinde ağır bir bulut,Yaşlar katre katreİçine akıyor sessizce.Vuslat erişilmez o çizginin ötesinde,Virane kalmış yuvası,Yurdu paramparça bir hayal. Güneş arar ince bir hüzme,Ama karşısında kara dehlizler.Ardında kan, barut kokusu,Önünde derin bir bilinmezlik.Gökyüzü bile yıldızlarını saklamış,Gece karanlık, umut uzak…

  • İÇİNDE BÜYÜYEN DÜNYA AĞRISI, Gülten Doğruyol İncesu

    Şarkılar duyulan yaraları kanatırKalpteki çarpıntıya sesteşRuhtaki çırpınışla eksik kalanBelki de özgürlüğe yol olan sevda… Söz, sözcüklerin dergâhında eğimlidirUçurum ağzında çiçek açsın diyeSabır, kendi sesinde yakılıncaDuvarın sana bakan yüzündeİnsan biraz acılarına,Biraz da sevinçlerine benziyor yaşadıkça. Saksıdaki kokular avlularda tuzlanırkenBir kırlangıç dengiyle yürüyorsunGökyüzüne bakarak…İçinde büyüyen dünya ağrısıEllerin titremiş temmuz sıcağı… İnsan ki en çok inandığı yerden kırılır…

  • Mayıs Akşamı, Acibe Sıkar

    Sarhoş muydu zamanBu kadar hızlı akıyordu ruhlarda ?Gecenin katran karasındaÇukurlara aldırmadanSürükleniyordu.Ölümler,Soğuk rüzgar gibiTeğet geçiyorduYakınlardan…Kimler aç kalmıştı sevgilere?Kimler ay ışığına yalnızlıklarını fısıldadı?Kimler derin sevdalarda boğulmayı istedi?Sorma kader onlaraBu Mayıs akşamında.Sorma gömülen saltanatın tarihine…Yaralı birer kırlangıçtıBu yürekler.Gökyüzünü unutmuş,Uçmayı unutmuşKanatlarında yükYüreklerinde hasret.Zamanın sarhoşluğunda,Yürekler kaybolmuştu.O Mayıs akşamındaGölgelerine gömülmüştü 2. sayıdan

  • Sen İstanbul’dayken, Bahri Loş

    Sen İstanbul’daykenben resimler çizdimGökyüzünü siyaha boyadımVe bulutları hep ağlamaklı yaptım Sen İstanbul’daykendünyaya benzedi bakışlarımVe çocukların gamzesine gölge düşmesin diyeonların yüzlerine hiç bakmadım Sen İstanbul’daykenbozkırın ortasına evler kurdumVe bütün o ayazlara rağmenevlerin bacasından çıkan dumanı hep eksik bıraktım Sen İstanbul’daykenbu şehrin viraneliğini giyinipsahipsiz bir yara gibi sokaklarda dolaştım Sen İstanbul’daykenen güzel mevsimecan çekişen bir dünya gelip…