Göz Göze Gelmek, Sevim Yunus Habip

Duvarın dibinde üç gölge
‘’Amin’’
‘’Amen’’
Ve sessizlik
Belki en derin dua budur

Sesleri karıştırır bir çocuk
‘’Merha…selam…shalom…’’
Tebessüm düşer aralarına

Taşlar bile alışmış
Ezanla çan,
Karışıyor aynı havaya

Ekmek uzatır bir kadın
Hamur değil
Gönül yoğurmuştur

Açılır pencereler
Iç içe geçer evler
Eğilir bir yabancı camdan
Yavaşlar biraz dünya

Anlamadığın bir yüz
Anlatabilir sana seni
Çekindiğin o an
Belki kalbinin ilk sözcüğüdür.

Öteki,
Bir başkası değil
Senin başka bir halin

Hoşgörü
Anlatmaktan çok sabır
El uzatmak
Cevap beklemeden

Bazı şehirlerin yoktur sınırları
Göz göze gelenler
Unutmuştur duvarları

Benzememek
Uzaklaştırmaz
Bazen en çok
Benzemezken severiz.

Similar Posts

  • SEMİRA’NIN GÖZLERİ, Arif Berberoğlu

    Ve indirdiler cehennemi yeryüzünegök tavan eriyip damlıyorbebek teni maviliğin eteklerineseni bekliyor o şehirTanrı’nın ölüme söz geçiremediği şehirkızgın bir demir üstünde..boğuyor ateşin sesi suyun sesiniher taraf köz konacak yer arıyorgüvercinler Gazze’de Semira, çiçekçi kız, on birindesarılmış yanık bir zambak demetinekulaklarında toprağın iniltisidüş görmek istiyor sadeceen güzel ayet bilerek yaşamayıgezegenin bütün dillerinde Ve boşluğa çakılı çığlıkve boşluğa…

  • Güneşin Kucağında, Hülya Bayındır

    Gözlerin uzak derinliklerde,Ellerinde ekmek kokusu;Sabahın erken saatlerinde rastlarım sana. Sen kollarını açtığında bana,Anadolu kucaklar baştan başa.Kura’nın sesinde bahar türküleri,Sımsıcak kar taneleri sızar uykularıma.Kanat çırpar gurbet yollarında turnalar,Yüreğinde biriken suskun yağmurlardanAvuç avuç dumanlar yükselir Amanoslar’dan. Geceleri,Kısık bir ışıkta ördüğün kazaktaEllerinin sıcaklığıSabrın;Bir Simurg yolculuğunun en eski kanadı. Ellerin,Bir fabrikanın buğusunda terGüçlü bir pınar gibi akarsın dünyaya.İçimden bayramlar…

  • ÇİÇEK UYKUSU, Murat Boğurucu

    Koyu sohbetlerde nesli tükenen adamlara yazılmış şiirler okunuyorSokağın ışıksız gölgesinde susları duyulacak eğer biraz daha ağlarsa kadınlar.Akşamın kalbinde gün biter kuşlar çekilir bacaları mor çatılara.Sığınaklarını su basar kiracıların; yalnız kalan ağacın çürür meyveleri,Ucuz rüyaların erken saati düşer toprağa. Soyut iklimler biriktirir pencerelerSabah duasında, ütüsüz giyilir aydınlık.Okul sıralarında yarım kalan masalların tınısı var hâlâ.Hâlâ sıvası yapılmamış…

  • Sapan, Mustafa Özke

    nereyeatabilirbir çocukkartopunugüvenerek bileğine tutunaraktahta kızağınakardane kadarkayabilirsığınarak yüreğine filistinde olsaama olmasa kızağıve bir tutam karı olmasa azığıekmeği yağıduvardan ötedayanağı yani hiç olmasaanasından başkasıcak barınağıılık nefeslenasıl ısınırdıbeton yatağı nasıl yüreğini koyardıcanına dalaşan tankave ne kadar direnirditel örgülü hayatakartopu yerineçakıl taşı atanküçücük elleriyle sahiçocuklarnasıl başkaldırırtek sapanla silaha 6. sayıdan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir